Ağrı Bozukluğu Sebepleri

Ağrı Bozukluğu Sebepleri

Psikolojik rahatsızlıklar vücutta pek çok değişime sebebiyet verebilir. Bu değişimlerden bazıları kategorize edilerek birbirinden ayrılabilirken bazıları için kabul edilebilir ortak yargılar henüz mevcut değildir. Ağrı bozukluğu, fiziksel bir acının psikolojik temellere bağlı olarak oluşmasından kaynaklanır. Kişinin günlük yaşantısındaki stres, çatışma hali ve kaygı ağrı bozukluğuna sebep olabilir. Farklı insanlarda farklı ağrı noktaları ve acı şiddeti ile ortaya çıkabildiğinden psikojenik ağrı olarak adlandırılan bu ağrıları teşhis etmek zor olabilir.

Psikojenik ağrı, kişinin psikolojik ihtiyaçları, problemleri, yoğun kaygı hali ve çevresel stres ile ilişkilidir. Sebebi psikolojik temellere dayanan bu ağrıların etkileri fiziksel olarak kişiye zarar verebilir. Ağrının şiddeti zamanla artabilir ve katlanılmaz bir hal alabilir. Kişinin sosyal yaşantısını sekteye uğratabilir. Kişinin düşünce biçimi ve bilişsel temaları üzerinde yapılan çalışmalar rahatsızlığın etkilerini ortadan kaldırabilir. İlgili test ve tahlillerin yapılmasından sonra ağrının kaynağı bulunamıyorsa mutlaka psikolog desteği alınmalıdır. Kişi online psikolog desteği alarak düşünce yapısında kendini ağrıya sevk eden noktaları keşfedebilir ve bu durumun üstesinden gelmenin yollarını bulabilir.

Psikojenik Ağrı Ne Demek?

Ağrı, vücutta sıkıntı ve acıya sebebiyet veren doku hasarının göstergesidir. Psikojenik ağrı ise doku hasarı bulunmamasına karşın uzun süren ve ağır geçen sancılı yakınmalardır. Psikojenik ağrının teşhis edilebilir fiziksel bir nedeni bulunmaz. Vücuttaki bir bölgede ısrarlı bir ağrı ile karşılaşıldığında doktora başvurulur. Tahlil ve testler sonucu ağrıyı meydana getirebilecek sebeplere ilişkin bir bulgu tespit edilemezse kişi psikolojik olarak değerlendirilebilir. Kişi, ağrı bozukluğu yaşıyor olabilir.

Psikojenik ağrının pek çok sebebi olabilir. Ayrıca, ağrı temelde bir beden hasarı olsa da kişinin hisleriyle de oldukça yakından ilişkilidir. Ağrının algılanma ve yorumlanma durumu yaşanan durum ve duygular çerçevesinde gerçekleşir. Örneğin; bir kavga sırasında yenen yumruğun verdiği acı ile bir spor müsabakasında yenen yumruğun acısı aynı şiddette de olsa ikincisi daha az hissedilir.

Psikojenik Ağrı Süreçleri

Tıbbi bulgu olmamasına karşın ya da tıbbi yaşantının çok üzerinde etkisini gösteren ağrılar psikojen ağrı olarak tanımlanır. Ağrı eşiği, kişinin ağrıyı duyumsadığı en hafif anı ifade eder. Ağrı toleransı kişinin ağrıya olan tahammülü ile ilgilidir ve dayanabileceği en yüksek noktadır. Ağrı davranışı, ağrıyı yaşayan kişinin gösterdiği motor faaliyetlerdir. 3- 6 aydan kısa olan ağrı, akut ağrı sendromu olarak tanımlanır. Ağrı 6 aydan daha uzun sürüyorsa kronik ağrı sendromu olarak nitelendirilir.

Vücut kronik ağrı sendromu ile karşı karşıya kaldığında fizyolojik işlevlere dönmesi zaman alabilir. Akut ağrılar anksiyete bozukluğu ile karakterize olan ağrılardır. Kişi ‘Savaş ya da kaç.’ prensibi ile hareket eder. Kronik ağrılar, psikolojik belirtilere yol açar. Uyku bozuklukları, tükenmişlik hissi, huzursuzluk, psikomotor yavaşlama, sosyal ortamlardan uzaklaşma, içe dönme ve libidonun azalması bu ağrıların belirtilerindendir. Kronik ağrı bozukluğu yaşayan kişiler ağrı ile tartışma halindedir. Kişi öfkeli, sürekli yakınan, içinde bulunduğu yaşamın sorumluluklarından kaçan bir hale gelebilir.

Ağrı ile doğru bir şekilde başa çıkılmadığı takdirde depresyon ve anksiyete bozukluğu gelişebilir. Anksiyete bozukluğu ve depresyon geliştikçe ağrıya karşı yatkınlık artar. Kişi ağrı ile bir kısır döngüye girer. Bedensel aktivite hayatın her alanını etkiler. Bu sebeple, bedeni doğru anlayarak tedavi ve terapi alınmalıdır. Bedeninizdeki ağrı değişimlerini doğru yorumlamak için online psikolog desteği alabilirsiniz.

Ağrı Bozukluğu Kimlerde Görülür?

Ağrı bozukluğu yaşama karşı negatif tutum sergileyen, sürekli yetersiz, çaresiz hisseden ve her konuda olumsuz yönden bakan kişiler için daha şiddetli yaşanan bir süreçtir. Pozitif, daha neşeli, daha az endişeli, etkin düşünebilen kişiler ağrıya karşı daha duyarsızdır. Psikojenik ağrı, daha önce depresyon geçirmiş, yetersiz sosyal desteğe sahip, hayatla başa çıkma konusunda sıkıntılar yaşayan kişilerde daha sık görülür. Psikojenik ağrı, depresif bir zemine dayandığında kolayca kısır bir döngüye girebilir. Aile içi iletişim ve etkileşim ağrının yaşanma biçimini de değiştirir.

Kişiye yalnızca hasta olduğunda ilgi gösteriliyorsa ağrının kısır döngüsü hızlıca gelişebilir. Büyüme sürecinde anne babasından ayrı kalan, travma geçiren, uzun süren hastalık geçiren, uzun süre hastanede yatan ve istismara uğrayan kişilerde psikojenik ağrıya yatkınlık görülür. Yaşanan ağrılı hal, kişiye aile içinde, sosyal yaşantıda ya da profesyonel hayatta ayrıcalık sağlıyorsa, içerisinde bulunan ağrı durumu iletişimde rahatlığa olanak tanıyorsa ağrı kronik bir hal alabilir. Bazı kişiler için ağrı fiziksel belirti yardımıyla iletişime geçmenin bir yoludur.

Psikolojik temelleri olan fiziksel ağrıların oluşturduğu ağrı bozukluğu bir yetişkin rahatsızlığıdır. Her yaşta görülme olasılığı vardır ancak özellikle 30 ile 50 yaş aralığında sıklıkla görülür. Ağrı bozukluğunun başlangıç zamanı için genç erişkinlik dönemi ve sonrasıdır. Kadınlarda görülme oranı erkeklere nazaran iki kat daha fazladır. Kişi günlük hayatta pek çok farklı uyaranla karşılaşır. Bu uyaranlardan bazılarına karşı direnç gösteremez ve stres temelli duygular oluşturur. Yetişkinlik, kişinin çok çeşitli uyaranlara aynı anda maruz kaldığı ve sorumluluk bilinciyle hareket ettiği bir dönemdir. Kişi tüm bu süreçlerin getirdiği ruhsal ve düşünsel ağırlıktan yorulabilir, motivasyon kaybı yaşayabilir. Depresif düşüncelere kapılma eğilimi artabilir. Yetişkinler için psikolog  desteği almak ile ilgili sorulara yanıt bulunabilir. Online psikolog desteği ile kişi stresli anlara karşı direncini artırabilir.

Psikolojik Ağrılar Nerelerde Olur?

Ağrı bozukluğu için vücutta spesifik ve ortak bir bölge göstermek mümkün olmasa da sıklıkla karşılaşılan bazı noktalar bulunur. En çok karşılaşılan psikojenik ağrılar baş ağrısı, sırt ağrısı, mide ağrısı, kas ağrısı ve eklem ağrılarıdır. Bu ağrıların psikolojik temelli olduğuna dair teşhis konulabilmesi için en az altı aydır devam ediyor olması gerekir. Beden bir bütün olarak kendini idame ettirdiğinden ağrıların hem fiziksel hem de psikolojik arka planları olabilir. Yapılan çeşitli araştırmalar psikolojik duygular ve vücuttaki bölgelerde yaşanan ağrılar ile bağlantıyı ortaya koyar.

Stres ve rahatlayamama hali çoğunlukla baş ağrısı ile sonuçlanır. Boyun ağrısı kin duygusu ve affedememekten, sırt ağrısı sevgi ve duygusal destek eksikliğinden, omuz ağrısı duygusal yüklerden, bel ağrısı ekonomik problemlerden, el ağrısı kendini ifade edememe ve iletişim eksikliğinden kaynaklanabilir. Ek olarak kalça ve dirsek ağrıları değişime karşı direnmekten, bacak ağrısı kendine güvensizlik olmaktan, diz ağrısı yüksek düzeyde egodan, ayak ağrısı ise umutsuzluktan meydana gelebilir.

Psikolojik Ağrılar Nasıl Anlaşılır?

Ağrı bozukluğu ilk etapta teşhis edilmesi zor olsa da bazı belirtiler yardımıyla ayırt edilebilir. Ağrının vücuttaki şiddeti bedensel belirtilerden daha yoğundur. Ağrının şiddeti gün içinde değişkenlik göstermez, yapılan eylemin niteliği ile ilişkili değildir. Hasta çoğunlukla ağrının psikolojik temelli olmadığı fikrinde ısrarcıdır. İlaç tedavisine olumlu yanıt alınamaz. Hasta, ağrıyı kanıtlama ihtiyacı hisseder ve abartılı davranışlarda bulunabilir. Somatizasyon bozukluğu, konversiyon bozukluğu, hipokondriyazis, panik bozukluğu, anksiyete bozukluğu, disparoni, vajinismus ve ağrı bozukluğu gibi psikolojik rahatsızlıkların temelinde fiziksel ağrılar vardır. Kişi online psikolog desteği alarak yaşanan süreci anlamlandırabilir ve kronikleşen ağrılarından zamanla kurtulabilir.

Önceki yazımızı https://www.mutluyasam.com.tr/kurtaj-psikolojisi-ve-kurtaj-sonrasi-psikolojik-destek-almanin-onemi/ linkinden okuyabilirsiniz.