Uyuşturucu bağımlılığı

Çocuk ve Gençlerde Madde Bağımlılığı: Ailelerin Uyuşturucu Bağımlılığındaki Etkisi

“Her çocuk içine doğduğu evin pırıltısı, gökyüzünde kendine yer bulmaya çalışan bir yıldızın ışıltısıdır. O yıldızın ışığını söndürmeden yaşatmak ise toplum olarak hepimizin çocuklarımıza olan borcudur.”

(B. Yarapsanlı ZAYİM)

Uyuşturucu; dünyanın hiçbir yerinde hiç kimsenin kullanmaması gereken tehlikeli bir madde olmasına rağmen ülkemizde hem satılmasının hem de kullanılmasının yasal olmaması nedeniyle gizli ve tehlikeli yollardan temin edilen bağımlılık yapıcı bir illettir. İllet kelimesinin anlam olarak tam karşılığı ise hastalık, hastalık derecesine varan alışkanlık ve bozukluk demektir. Bu yüzden illet kelimesi uyuşturucu bağımlılığına birebir uyan bir kelimedir. Bu maddeler sadece insan bedenine değil, aynı zamanda insanın ruhuna, çevresine, ilişkilerine de kalıcı zararlar vermesinden dolayı, uyuşturucu bağımlılığı olarak adlandırılan bu illet uzun soluklu ve çok yönlü tedavi gerektiren bir hastalık olarak tanımlanır.

Madde Bağımlılığı Nedir?

Madde bağımlılığı, bireylerin belirli maddelere (alkol bağımlılığı, uyuşturucu, tütün vb.) karşı kontrolsüz bir ihtiyaç geliştirmesi ve bu maddeleri düzenli olarak kullanma eğiliminde olmaları durumudur. Bu durum, fiziksel ve psikolojik bağımlılık olarak ikiye ayrılabilir. Fiziksel bağımlılık, vücudun maddeye alışması ve onun yokluğunda yoksunluk belirtileri göstermesiyle karakterize edilir. Psikolojik bağımlılık ise kişinin duygusal veya zihinsel rahatlama için maddeye yönelmesidir. Madde bağımlılığı; kişinin günlük yaşamını, sağlığını, ilişkilerini ve iş performansını olumsuz yönde etkileyebilir. Toplumda yaygın bir sağlık sorunu olan bu durum, bireysel ve toplumsal düzeyde ciddi sonuçlara yol açabilir. Tedavi süreci, genellikle danışmanlık, ilaç tedavisi ve destek grupları gibi çeşitli yöntemler içerir.

Çocuklar Neden Madde Bağımlısı Olur?

Halk arasında torbacı olarak da bilinen satıcıların müşterileriyle aralarındaki ilişki içinden çıkılması neredeyse imkansız hale getirilmiş bir kısır döngüdür. Madde kullanmaya alışmış bir kişinin elinden kuvvetlice tutan bir güç olmadığı sürece madde kullanan kişinin bu girdaptan tek başına çıkacak gücü yoktur. Çünkü bu maddeyi bırakmak isteyen kişinin yoksunluk krizleri direnmesi ve kendisi için uğraşan birkaç kişinin manevi çabası çoğu zaman yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle bağımlılık türleri arasında yer alan uyuşturucu bağımlılığına karşı mücadele etmek için aile desteği, tedavi, psikolojik destek ve sosyal destek gibi birçok koldan güç birliği yapmak gerekir. Böylece aileler çocuklarının tedavi olmasında kararlı ve koruyucu tutumlar içinde kalırken, tedavide çocuğun vücudunun uyuşturucu bağımlılığından arınmasına, tedavi sayesinde yeniden fonksiyon kazanmaya başlayan bilişsel işlevlerinde güçlenmesine yardımcı olunur. Bununla beraber bir bireyin uyuşturucu bağımlılığına başlamasında rol oynayan duygusal ve düşüncesel nedenlerin araştırılarak bu durumla baş etme mekanizmalarının psikolojik destekle güçlendirilmesi de tedavide oldukça önemli bir rol oynamaktadır. Ayrıca tedavi olan kişinin kendisini uyuşturucu bağımlılığına sürükleyen eski çevresine tekrar kaymaması için yargılamadan, yalnız bırakılmadan bireyin topluma yeniden kazandırılması adına gerekli sosyal desteğin verilmesi ile uyuşturucu bağımlılığına karşı çok yönlü bir mücadele başlamış olur. Ancak çok yönlü bir güç birliği içerisinde bu savaşın kazanılması mümkün olur. Tek başına, tek yönlü girilen mücadelede ise maalesef birçok kez söz konusu madde karşısında birey yenik düşebilmektedir.

uyusturucu bagimliligi belirtileri - Çocuk ve Gençlerde Madde Bağımlılığı: Ailelerin Uyuşturucu Bağımlılığındaki Etkisi

Madde Bağımlısı Çocuk Nasıl Anlaşılır?

Ailelerin genellikle çocuklarının yaşamında bir şeylerin ters gittiğini somut olarak fark ettikleri ilk an çocuklarının yanında tasvip etmedikleri tarzda yanlış arkadaşlar görmeye başladıkları zamandır. Yanlış arkadaş çevresiyle beraber çocukta somut olarak gözlemlenen;

  • Eve geç dönme,
  • Eve hiç gelmeme,
  • Çok para harcama,
  • Ailesini arkadaşlarıyla tanıştırmaktan kaçınma,
  • Ailesiyle çatışma içinde olma,
  • Aileye karşı aşırı hırçınlaşma,
  • Gece-gündüz arkadaşlarıyla beraber olmak isteme,
  • Evden kaçma, okula devam etmek istememe,
  • Gün içerisinde nerede kiminle ne yaptığı hakkında kimseye bilgi vermek istememe,
  • Başını sık sık derde sokma,
  • Toplumdan izole olmaya çalışma gibi olumsuz değişiklikler vardır.

Birçok aile çocukta bu olumsuzlukları gözlemledikten sonra çocuğunu takip ederek çocuklarının uyuşturucu bağımlılığı yaşayı yaşamadığını anlayabilmektedir. Oysaki bu olumsuzluklar çocuğun zararlı madde kullanımına bulaştıktan sonraki sürecin sonuç kısmını oluşturmaktadır. Çünkü çocuk uyuşturucu bağımlılığı yolunda ilerlediğinin ve yanlış seçimler yaptığının sinyallerini çok önceden vermeye başlar. Bu sinyalleri çok önceden fark edebilmek ise ancak ailelerin farkındalıklarının güçlenmesiyle sağlanabilir. Daha sonra da Mutlu Yaşam gibi bir psikolojik danışmanlık kurumundan destek alabilirler. Uzman kadrosuyla Mutlu Yaşam sizin ve çocuğunuz için en sağlıklı tercihi yapacaktır mutlaka.

Uyuşturucu Kullananların Aileleri Ne Yapmalı, Ne Yapmamalı?

Ebeveynlerin çocuklarıyla ilgili en büyük kabuslarından biri de çocuklarının uyuşturucu bağımlılığından muzdarip haline gelmesidir. Ebeveynlik durumu çocuklarıyla yaşam boyu süren bir ilişki bağı oluşturduğu için çocuğun bu illetten uzak durması adına aileye büyük sorumluluklar düşmektedir. Ancak bu sorumluluklar sadece çocuğun arkadaş çevresini takip etmekle sınırlı değildir. Anne babaya düşen sorumluluklar çocuk sahibi olmadan önce aile birliğinin nasıl temeller üzerine kurduklarının farkına varmak ve bu temelleri güçlü hale getirmekle başlar.

Çocuk içine doğduğu ailede hem anne-babanın birbirini sevdiği hem de anne-baba tarafından sevildiğini, değer gördüğünü, desteklendiğini hissettiği bir ortamda aidiyet ve bağlılık duygularını geliştirebilir. Böylece çocuk tüm duygusal ve gelişimsel ihtiyaçlarını doğduğu ailede kurduğu bağlardan karşılayarak öz benlik algısını güçlendirmiş olur. Ancak aile içerisinde çocukla kurulan bu bağlar güçlenemedikçe çocuk büyürken hissettiği tüm duygusal ihtiyaçlarını kontrolsüzce dışarıdan karşılama çabası içine girer. Böylece kontrolsüz biçimde dışarıya yönelimin ilk adımı, yanlış bir arkadaş çevresi edinmekle atılmış olur.

uyuşturucu bağımlılığı nedir

Uyuşturucuya Alışma Riski Herkes İçin Aynı mıdır?

Dünya üzerinde uyuşturucunun var olmadığı ve sızmadığı ülke yoktur. Dünyanın neresinde olunursa olunsun topluma zehir olarak sunulan bu illetin satıcılarıyla karşılaşma riski hepimiz için aynıdır. Kimi zaman yaşadığımız şehirlerin belli bölgelerini tutmuş yerel satıcılardan biriyle, kimi zaman arkasında kartel gibi azılı çetelerin olduğu illegal yollardan ülkemize zararlı madde sokmaya çalışan kişilerden biriyle sıradan bir vatandaşmış gibi aynı sosyal ortamda tanışıp konuşma ihtimali hepimiz için vardır. Çünkü uyuşturucu bağımlılığı yaygınlaştıkça sosyal statü, maddi imkanlar ya da sosyal ortamlar fark etmeksizin birçok yerde bu maddelerden herhangi birini kullanan ya da satan kişiye rastlama ihtimalide artmaktadır.

Madde Bağımlılığı Belirtileri Nelerdir?

Uzmanlar ebeveynlere “Benim çocuğum yapmaz, demeyin!” diyerek her zaman aileleri çocuklarının arkadaş seçimlerine karşı gözlemci yapmaya yönlendirmek isterler. Çünkü hepimizin ve hepimizin çocuklarının madde satıcılarıyla ya da kullanan kişilerle karşılaşma riski neredeyse aynı boyuttadır. Birçoğumuz bu maddeyi temin eden kişileri ve ortamları gözünde canlandırırken, uyuşturucu bağımlılığına sahip kişileri tehlikeli sokaklarda, üstü başı dağınık, serseri bir yapıda hayal edebilir. Ancak tam aksine lüks içinde yaşayan, bakımlı, sosyal saygınlığı olan kişilerinde satıcı veya kullanıcı olduğu bilinmektedir. Bu bilgiyi de göz önünde bulundurduğumuzda, sadece maddi imkanların ya da maddi imkansızlıkların bir çocuğu kötü çevreye sürüklemede tek başına etken olmadığını söyleyebiliriz. Ancak ailelerin en çok kafalarını karıştıran yer de burası olmaktadır. Çünkü bu maddenin tek bir adresi, tek bir türü ve bulaştığı tek bir kişilik tipi yoktur. Uyuşturucu bağımlılığının çok fazla yayılması nedeniyle her an her yerde her türlü ortamda herkesin hayatına girebilecek düzeyde sinsi bir illettir. Bu yüzden ailelere çocuklarının uyuşturucu bağımlılığının nasıl başladıklarını sorduğumuzda aldığımız cevapların çok çeşitli olduğunu görmekteyiz. Bu cevaplardan bazıları şöyledir:

  • “Eğitim hayatı boyunca çok başarılı bir çocuktu. Yüksek puan alarak güzel bir üniversite kazandı. Üniversiteye gittikten sonra orada edindiği arkadaş çevresiyle başladı.”
  • “Üniversiteyi bitirdikten sonra bir arkadaşıyla ortak olup iş yeri açtı. Ama ortağı kullandığı için, aynı çevre içerisinde benim çocuğumda merakına yenik düşerek bir gece bu maddeyi içmeyi denedi ve bir daha bırakamadı.”
  • “Çocuğum eğlenmek için arkadaşlarıyla gittiği bir partide arkadaşlarının ona madde içirmesi sonucu bir daha bırakamadı.”
  • “Çocuğum mahalledeki serseri arkadaşlarına uydu ve onlar yüzünden başladı.”
  • “Çocuğum madde kullanan birine aşık oldu ve onunla beraber kendisi de kullanmaya başladı.”
  • “Küçüklüğünde çok hareketli, yaramaz bir çocuktu. Bu yüzden okulda arkadaşlarıyla iyi geçinemezdi. O da dışarıdan arkadaşlar edinmeye başladı ve o dışarıdaki çevrede alıştırıldı.”

Madde kullanmaya başlamanın bu kadar çeşitli ortamları ve nedenleri söz konusu olduğunda bu ön görülemez durumdan ebeveynlerin de ne yapmaları gerektiğine dair kaygıları artmaktadır. Ancak nedeni ne olursa olsun uyuşturucu bağımlılığına kapılanların tek bir ortak yanı vardır ki o da hiçbirinin “Hayır” cevabını verememeleridir.

Neden Kişinin Kendi İradesiyle Uyuşturucu Bırakılamaz?

İçinde bulunan bileşenleri ile uyuşturucu, beyni olumsuz yönde etkileyen ve beynin nörolojik işleyişini bozarak kişinin sağlıklı karar verme mekanizmasını devre dışı bırakacak güçte etkili bir maddedir. Bu nedenle bu maddeyi kullanan kişilerin sağlıklı karar alma mekanizmalarında yaşanan bozulmalar uyuşturucu bağımlılığı ile mücadele etmedeki kararlı ve güçlü duruşlarının önüne geçer. Dolayısyla kişiyi bağımlı, zorunlu ve kendisine bu illeti temin edenlere karşı itaatkar hale getirir. Oysaki insan beyninde salgılanan tüm doğal kimyasallar içeriğinde bir bireyin karar alma becerilerinden, kendi öz bakımını gerçekleştirmeye kadar her şeyi kendi başlarına yapabilecek olgunluğa eriştirecek gücü barındırır. Ancak dışarıdan temin edilen maddenin beynin işlevselliğini bozması sonucunda beyin, vücudu doğru şekilde organize edememeye ve vücudun ihtiyaçlarını karşılayamamaya başlamaktadır. Zamanla beyin, bilişsel işlevleri yönetme kabiliyetini kaybeder. Böylece beyin artık tek başına yönetici, yürütücü işlevlerini gerçekleştiremediğinden dolayı vücudun rahatlaması, gevşeyebilmesi için her geçen gün daha fazla bu maddeye ihtiyaç duyar. Böylece uyuşturucu bağımlılığı çok hızlı bir şekilde vücudu ele geçirir ve birçok aile çocuklarının bu zararlı madde tarafından ele geçirildikten sonra durumun ciddiyetinin farkına varırlar.

Neden Hayır Diyemezler?

Dünya üzerinde iyi insanların varlığını kabul ettiğimiz gibi topluma zararı dokunan kötü niyetli insanların da varlığını kabul etmek gerekir. Aynı şekilde çocuklarımız da toplumdaki insanların iyi ve kötü niyetli olarak ayrıldığını kabul ettiğinde, kimlere karşı mesafeli sınırlar koyması gerektiğini daha iyi bilirler. Böylece kendisinden olumsuz şeyler yapmasını bekleyen kişilere “Hayır” diyerek keskin kırmızı çizgilerini oluşturmuş olurlar. Ancak bu kırmızı çizgileri ve hayır sınırlarını oluşturmak her zaman kolay olmayabilir. Çünkü çocuklarımızın hayatına zarar veren kişilerin zarar vermeden önce çocuklarımıza sunduğu ilgi, şefkat ve vaatler onların kulağına çok tatlı gelebilir. Böylece çocuklarda kimin iyi niyetli kimin kötü niyetli olduğuna dair kafa karışıklığı başlar ve bu kafa karışıklığı sonucunda çocuklar kararlarını sağlıklı veremedikleri için arkadaş seçimlerini de doğru şekilde yapamazlar.

Hepimizin karşısına her an her yerde çıkabilecek uyuşturucu bağımlılığı ile ilk mücadele; çocuklarımızı bebeklikten itibaren sağlıklı aile ortamında, sağlıklı aile bağları geliştirerek, özgüvenlerinin desteklenerek ve olumsuz şeyler karşısında hayır deme haklarının olduğunu bilerek büyümelerine destek olmakla başlar. Böylece çocuklar büyüme çağında kendilerini ifade etme özgürlüğünü yaşarken, duygusal olarak neye ihtiyacı olduğunu ve bu ihtiyacını sağlıklı şekilde nasıl karşılayacağını da öğrenerek büyürler. Bunun sonucunda ise çocuklarımızın bu maddeleri karşılaşma riskini tamamen bitiremediğimiz bir dünyada çocuğa kendisini uyuşturucu bağımlılığa yönlendiren kişilere keskin şekilde hayır demeyi öğretmiş oluruz.

uyuşturucu bağımlılığının nedenleri

Bir İnsan Neden Uyuşturucu Bağımlısı Olur?

Dünyaya gelen her çocuk büyüme sürecinde farklı ihtiyaçlar içerisinde olur. Bu ihtiyaçlar psikoloji literatüründe “Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi” başlığı altında da detaylıca açıklanmaktadır. “Bir insan neden uyuşturucuya başlar?” sorusunun cevabını daha iyi açıklayabilmek için herkesin ihtiyaçlar hiyerarşisinin basamaklarını iyi bilmesinde fayda vardır.

Fizyolojik İhtiyaçlar

İnsan yaşamındaki ihtiyaçların birinci basamağını fizyolojik gereksinimler oluşturur. Yani nefes almak, yemek yemek, su içmek ve uyku uyuyabilmek gibi birçok temel gereksinimi karşılayamadan ikinci ihtiyaç basamağına geçmek mümkün değildir. Ancak birinci basamaktaki fizyolojik ihtiyaçların sağlıklı şekilde karşılanmaması bir insanı sadece fakirliğe, açlığa ya da hastalığa sürüklemez. En temel fizyolojik ihtiyaçlarını karşılayamayan kişi bu zor durumdan çıkabilmek için eline geçen ilk fırsatı düşünmeden kabul edecek kadar kendisini çaresiz hissedebilmektedir. Çaresizliğin getirdiği zor durumda olan bir kişi ise uyuşturucu satıcısı (torbacı) olmayı para kazanma ve aç kalmama fırsatı olarak görebilmektedir. Böylece bu kişi zamanla içinde bulunduğu çevreye uyum sağlamak için uyuşturucu bağımlılığı yaşamaktadır.

Güvenlik İhtiyacı

İnsan yaşamının ikinci ihtiyaç basamağında ise güvenlik gereksinimleri yer almaktadır. Güvenlik ve emniyet ihtiyaçları ise kişinin yaşamında olmazsa olmaz ihtiyaçlardır. Kişisel güvenlik, ekonomik güvenlik ve sağlık ihtiyaçlarının karşılanmaması durumunda bireyler güvenlik ihtiyaçlarını karşılamak adına yanlış bir çevrede yanlış kişilerin onlara sağladığı yanlış güvenlik imkanlarını kullanmaya meyilli olabilmektedirler. Özellikle kendi yaşamında kişisel ve finansal güvenliğini sağlayamamış kişileri, uyuşturucu çevresi bu kişileri aralarına alır. Daha sonra karanlık yönüyle güçlü duran insanların yanında emniyette ve güvende hissetmesini sağlayacak vaatleri verebilmektedir. Böylece çetenin içine dahil edilen kişi onlardan madde satın aldıkça çevresi geniş ve güçlü kişiler tarafından korunan ya da onlar için sattıkça para kazanarak finansal güvenliğini sağlayan koşulları fırsat gibi görmeye başlamaktadır. Bu durum ise kişilerin daha sağlıklı bir iş bulmak yerine neden uyuşturucu çevresine girdiğinin ve bu çevreye nasıl dahil olduğunun cevaplarından biri olarak karşımıza gelir.

Sevgi / Ait Olma İhtiyaçları

Üçüncü ihtiyaç basamağı ise sevgi-ait olma gereksinimlerini içermektedir. Her insanın içinde kendisinin de bir gruba ait olduğunu bilme ve o grubun içinde sevildiğini hissetme ihtiyacı vardır. Çünkü insanın doğasında sosyal olma dürtüsü bulunur ve bu dürtü bir yere ait olma isteğini kaçınılmaz kılar. Aynı şekilde sevme-sevilme gereksinimi de daha anne karnında başlayan ve yaşam boyu karşılanması gereken bir diğer ihtiyaçtır. Ait olma ve sevilme gereksinimleri sağlıklı şekilde karşılanamadığında ise kişinin içinde oluşan duygusal boşluğu doldurması için kendi duygularını bastırma yolları aramaya başlar. Bir yere ait olamadığını hisseden insan kendisini dalından kopmuş savrulan bir yaprak gibi ya da uzay boşluğunda sürüklenen bir gök cismi gibi hissedebilir. Aidiyet duygusu ise insanı içinde bulunduğu gruba veya ortama bağlayan bir güçtür.

Aidiyet duygusunu hissedemeyen kişiler hiçbir şeye bağlanamadıkları için dürtüsel olarak kendilerini bağımlı hale getirecek güçlü bir maddeye yönelme eğilimine girebilirler. Bu eğilim sırasında olan bir kişi, uyuşturucuyla tanıştığında ise sevgi ve ait olmaya dair hissettiği bütün gereksinimleri kısa sürede, tek başına kolay yoldan bu ihtiyacı karşılayabilecekmiş gibi hissetmeye başlar. Böylece maddeyi temin ettiği çevreye bağlı, uyuşturucuya ise bağımlı hale gelir. Bunun sonucunda ise kişi, madde kullanarak sevme-sevilme ihtiyacının içinde oluşturduğu boşluğu bastırabilirken, bağımlı olmayı da ait olma ile birbirine karıştırmaya başlar. Ailede ihmal edilmiş, fiziksel ya da cinsel istismara uğramış, dışlanmış, fiziksel veya sözel şiddet görerek ilgisiz- sevgisiz büyütülmüş ve ebeveynleri tarafından tutarsız davranışlara maruz kalmış çocuklar aile üyeleriyle sağlıklı bağlar kuramadıkları için sevgi ve ait olma basamağındaki ihtiyaçlarını da karşılayamazlar. Bu ihtiyaç yoksunluğu ise onları yanlış uyuşturucu bağımlılığı gibi seçimler yapmaya meyilli duruma getirir.

Saygınlık

Dördüncü ihtiyaç basamağı ise saygınlık gereksinimlerini içerir. Her insan sadece aile üyeleri tarafından değil başkaları tarafından da sayılmak ve değer görmek ihtiyacını içinde yaşatır. Uyuşturucu bağımlılığından muzdarip olan çocukların birçoğu ilgili bir aile ortamında büyümesine rağmen sosyal statü atlamak, diğerlerinin taktirini ve saygısını kazanmak adına yanlış çevre seçimi yapabilmekte ve yanlış çevrede kendisine yöneltilen maddelere hayır diyemeyebilirler.

Çocuklarının uslu, uyumlu, başarılı, sağlıklı bir çocukluk geçirmelerine rağmen büyüdüklerinde uyuşturucu bağımlılığı yaşayan bir çevreye nasıl kaydıklarına anlam veremeyen aileleri için bu durumu kabullenmekte oldukça zordur. Ancak birçok aile çocuklarının uslu olmasıyla, diğerlerinin söylemlerine uymak zorunda kalan boyun eğici çocuk olmayı birbirine karıştırmaktadır. Çocuk bu ayrımı sağlıklı şekilde yapamadığında kendi öz değerinin, saygısının, sevgisinin ve şefkatin ne düzeyde olacağına başkalarından göreceği taktir ve saygınlığa göre karar verebilmektedir. Bu durumda birey, çocukluktan itibaren kendisini kabul ettirmek adına sürekli başkalarına ispat etmeye alışır ve başkalarının taktirini kazanabilmek için karşı tarafın fikirlerine kolayca uyum göstermeye çalışır. Böylece çocuk kendisini yanlış yönlendirebilecek kötü niyetli kişilere karşı savunmasız halde kalır.

Kendini Gerçekleştirme

Beşinci ihtiyaç basamağına baktığımızda kendini gerçekleştirme gereksinimleri yer almaktadır. İnsan yaşamı boyunca gelişen ve değişen sosyal bir varlık olduğu için bu basamağa erişmek çok kolay değildir. Çünkü bu basamaktaki ihtiyaçlar uzun soluklu bir hedefi gerçekleştirdikten sonra ortaya çıkan tatmin hissiyle karşılanmaktadır. Örneğin uzun yıllar çalışıp istediği üniversiteye giren bir gencin üniversiteye kayıt yaptırdıktan hemen sonra ortaya çıkan tatmin hissi kişinin kendini gerçekleştirme ihtiyaçlarının karşılanmasına bir örnek olabilir. Ancak bu tatmin hissinin kalıcılığı uzun sürmez ve kişi yaşamında yeni bir hedef edinerek kendini gerçekleştirme basamağının getirdiği ihtiyaçları yeniden hissetmeye başlar.

Bir kişi, hedeflerine ulaşırken kazandığı para, elde ettiği mal, mülk, başarı veya kariyerin aslında düşündüğü kadar önemli olmadığını fark edebilir. Bu süreç, kişiyi duygusal bir boşluğa ve depresif belirtilere sürükleyebilir. Ayrıca varoluşsal sorgulamalara yol açabilir. Söz konusu durumu, en çok kariyerinin zirvesine çıkmış ünlü kişilerin yaşam hikayelerinde de görebilmekteyiz. Bu yüzden kendini gerçekleştirmenin getirdiği kendinden memnun olma durumunun daha uzun sürebilmesi, kişinin zihninde dönüp duran varoluşsal sorgulamalardan kurtulabilmesi ve kendisini keyiflendirmeye devam etmesi için kişi düşünmeden uyuşturucu bağımlılığına yönelebilmektedir.

uyuşturucu bağımlılığı tedavisi

Uyuşturucu Bağımlılığının Kaderi Ailede Mi Çizilir?

Dünyaya gelmiş her çocuk ebeveynleri tarafından doyurulma, barınma, korunma, fiziksel ve finansal güvenliğini sağlama, sevilme, değerli ve ait olduğunu hissetme, saygı görme, kendi hedefleri doğrultusunda mücadele ederek kendini gerçekleştirme ihtiyaçları içerisinde büyüyüp olgunlaşır ve birey olarak hayatın içine karışır. İnsan yaşamındaki ihtiyaç basamaklarındaki temel gereksinimler ise öncelikle anne-babanın çocuğa yönelik kullandığı iletişim diliyle, sağlıklı ebeveyn tutumlarıyla, çocuğunun ihtiyaçlarını anlamaya yönelik doğru gözlem ve destek içinde karşılanır. Çünkü dünya üzerinde sinsice yayılan ve önüne geçilemeyen uyuşturucu bağımlılığına karşı çocuklarımızı koruyabilmek için çocuklarımızın kendilerine sahip çıkan bir aile çevresine bağlı hissetmeleri, ihtiyaçlarını doğru ifade etmeleri ve bu ihtiyaçlarını nasıl karşılamaları gerektiğine dair sağlıklı çözüm yolları öğrenmeleri gerekir. Böylece ön görülemez bir ortamda, tahmin edilemez bir kişi tarafından çocuğa yöneltilen uyuşturucu kullanma teklifine karşı çocuğun güçlü bir hayır duruşu olur.

Uyuşturucuya bağımlılığına bulaşma riski bir çocuğun hem fiziksel hem de duygusal ihtiyaçlarının ne kadar karşılandığı ve ihtiyaçlarını karşılamada ne kadar sağlıklı çözüm yollarının kendisine öğretildiğiyle yakından ilişkilidir. Uyuşturucu bağımlılığını yenmenin sağlıklı yolu çocuğun sağlıklı iletişim kurduğu, kuvvetli aile bağlarını hissettiği, sosyal çevresinde kendisine destek olan doğru arkadaş seçimini yapabildiği, özdeğer, öz kabul, öz sevgi, öz şefkat değerlerinin yüksek olduğu özgüvenli bireyler yetiştirmekten geçmektedir. Bu nedenle maddenin önüne sadece maddi olanaklar ve iyi bir sosyal çevreyle geçmeye çalışmak yeterli olmamaktadır. Ama kuvvetli ve sağlıklı ilişki bağlarıyla uyuşturucu bağımlılığının önüne geçmek mümkündür.

Her ebeveynin çocuğuyla kuracağı ilişkide madde bağımlılığına kayma riskine karşı bir kader çizdiğini unutmaması gerekir. Bu bilgiyi unutmadığımız sürece baba ocağından uyuşturucu tuzağına kayıp giden yıldızlarımızı da kurtarabilme şansımız yükselecektir. Siz de uyuşturucu bağımlılığını yenme sürecinde profesyonel bir destek almak için Mutlu Yaşam’ın uzman kadrosundan destek alabilir, çocuklarınızın geleceklerini kurtarabilirsiniz.

Sağlıkla kalmanız dileğiyle.

Önceki yazımıza https://www.mutluyasam.com.tr/ask-maskesi-altinda-manipulasyon-love-bombing/ linkinden ulaşabilirsiniz.

Uzmanlarımızla Akademik Başarınızı ve Seçimlerinizi Tesadüfe Bırakmayın!

Alanındaki başarılı uzmanlarımızla sizlere hızlı ve güvenli hizmetler sunuyoruz.

Sıfır Sınav Kaygısı Paketi

Uzmanımızdan online ya da yüz yüze destek alarak, geleceğinize doğru adımlar atın.

Uzman Klinik Psikolog & Psikoterapist & Çift Terapisti & Cinsel Terapist
Mert BERBER

Aile Danışmanlığı Paketi

Uzmanımızdan online ya da yüz yüze destek alarak, geleceğinize doğru adımlar atın.

Uzman Klinik Psikolog & Çocuk Gelişim Uzmanı & Aile Danışmanı
Sude ÇAKIR

Cinsel Terapi Paketi

Uzmanımızdan online ya da yüz yüze destek alarak, geleceğinize doğru adımlar atın.

Uzman Klinik Psikolog & Psikoterapist & Çift Terapisti & Cinsel Terapist
Mert BERBER

İçerikler