Ergenler İçin Psikoterapi

Ergenlik döneminde psikolojik destek almak neden önemlidir?

Ergenlik dönemi, 11 yaşla beraber başlayan ve hem fiziksel hem de duygusal yönden değişikliklerle kendini belli eden gelişim dönemleri arasındaki en karmaşık evredir. 

Ergenlik dönemini çocuk ve ebeveynin hayatında bu kadar karmaşık hale getiren en önemli faktör ise, çocuğun bu evrede tüm zıtlıkları bir arada ve aynı anda yaşaması ile ilgilidir. Örneğin, çocuğun ergenlik döneminde yetenekleri iyice belirginleşmeye başlarken diğer yandan okul hayatında çocuktan beklentilerin çocuğun yetenekleri ile örtüşmezse çocuk hayatta başarılı olmaya karşı başarısız hissetme gibi zıtlıkları da bir arada yaşar. Yani çocuğun spor alanında bir yeteneği varken ve bu yeteneğini geliştirip çok iyi bir basketbol oyuncusu olabilecekken, sınava hazırlanma nedeniyle sporu bırakıp hiç sevmediği matematik dersi ile uğraşmak zorunda kalması çocuğa bu alanda zıtlıkları yaşatan en önemli tetikleyicilerden biridir. 

ergen psikologu

Ergenlik, çocukluk ile yetişkinlik arasında kalan bir evre olduğu için, bu dönemde ergenin ebeveynleri ve sosyal çevresi tarafından da yaşadığı olaylara göre bazen büyük birisi gibi bazen de hala küçük birisi olarak kabul edildiği görülmektedir. Ergen bu durum karşısında da kendisinin artık büyümüş mü yoksa hala küçük bir çocuk mu olduğuna dair zıtlıklar yaşayabilmektedir. Bununla ilgili yaşadığı zıtlıklar ise çocuğun sosyal çevresini oluşturmada büyük bir rol oynamaktadır. Kendisini olduğundan küçük hisseden ergenler hayatta sorumluluk almaktan kaçınan, kendinden daha küçük çocuklarla daha kolay anlaşan ve çocuksu bir tavır sergilerken, kendisine olduğundan daha büyük gibi hissettirilen çocuklar ise yaşıtlarıyla vakit geçirmekten çok kendilerine daha büyük yaş grubundan arkadaşlar seçebilmektedir. Her iki durumda ergeni yaşıtlarından uzaklaştırarak yanlış bir arkadaş çevresine sürükleyebilmektedir. 

Ergenin yaşadığı en büyük zıtlıklardan bir diğeri ise çocuğun arkadaş çevresinde yaşadığı zıtlıklardır. Erkek ve kız olma kimliklerinin daha baskın hissedildiği ergenlik döneminde kendisine yakın davranan bir arkadaşın ya da karşı cinsin kendisinin arkadaşı mı yoksa kendisini beğenen ve hoşlanan kişi mi olduğunu anlaması çok kolay olmayabilir. Bu nedenle ergenin en yakın kankası ile birkaç ay sonra herhangi bir üçüncü kişi için küsmesi kimin onun yakın arkadaşı olacağına dair de kafasını karıştırabilir. Tüm bu kafa karışıklıkları yaşanırken üstüne bir de “Ben kimim?” sorusuna cevap arayışı olan kimlik karmaşası ve kimlik bunalımı da eklenince ergenlik döneminde psikolojik destek almanın önemi daha da katlanarak büyümektedir.

Ergenlere psikoterapi yapılırken nelere dikkat edilir?

Bu dönem ergenin hem sosyal çevresi, hem akademik başarısı hem de aile ilişkileri açısından çok önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle karmaşayı gidermenin ilk adımı ergenin içinde bulunduğu karmaşık dönemi anlamlandırma ve bunu doğru bir dille ergene aktarabilmektir. Bu doğru dil aktarımı ergenle doğrudan konuşmak kadar kolay değildir. Çünkü bu kadar karışıklık içerisinden ergenin duygu dünyası da payını alır. Ergenler bu dönemde daha alıngan, daha kırılgan, daha çok kendini savunan, en çok kendini haklı gören ve agresif yapılı olmaya çok yatkın oldukları için iletişime kendilerini kapatmaya veya karşısındakine ön yargılı davranmaya da çok yatkın olurlar. Bu nedenle bir ergenle görüşürken onunla doğru iletişim kurmak çok ama çok önemlidir. 

Ergenlerle yapılan terapi süreci boyunca uzman tarafından kullanılan terapi dili ergenle sorunları konuşma ve sorunların üstesinden gelebilmesi için kendisine iyi gelen bir dildir. Bu konuşma dili ebeveyn ve ergen arasındaki iletişime de aktarılmaya çalışılarak aile içi ilişkilerde de olumlu etki sağlanmaya çalışılır. 

Ergenlik döneminde en çok hangi problemler görülür?

Ergenlik dönemi insanoğlunun hayatında karakter gelişiminin en hızlandığı ve kendi karakterini belirlerken de deneme-yanılma yolunun en çok kullanıldığı bir dönemdir. Ergen hayatında sorunlarla karşılaştığında bu karışıklık içinde kendine yardım edecek doğru bir rehber bulamadığında yanlış çözüm yolları içerisine girebilmektedir. Örneğin hiç arkadaşı olmadığını düşünen bir ergen, arkadaş grubu içerisine dahil olmak ve sevilmek için yanlış bir çevre seçerek o çevrede sigaraya başlayabilmektedir. İlk kalp kıpırtılarının hissedildiği, romantik duyguların çok yoğunlaştığı ergenlik döneminde ergen karşısındaki kişi tarafından duygularına karşılık alamazsa, ergenlik bunalımı, ilk aşk acısı ve depresyon gibi duygusal problemler de çok fazla karşımıza gelebilmektedir. Sorunlardan kaçmak adına evden kaçma eğilimleri de yine ergenlik döneminde karşılaşılan olumsuz durumlardan bir diğeridir.

Bunun yanı sıra sınav stresi, akademik başarısızlıklara bağlı kaygı problemleri, sosyal fobi, dikkat eksikliği, öfke ve saldırganlık eğilimleri, iletişim problemleri, internet bağımlılığı, sosyal uyum problemleri, yanlış arkadaş seçimleri, kötü alışkanlıklara eğilim ve meslek seçimi ile ilgili kaygılar da ergenlerin dünyasında en çok gündeme gelen konular arasındadır. 

Neden Mutlu Yaşam Psikolojik Danışmanlık Merkezi'nden destek almalısınız?

Ergenler içinde bulunduğu yaş dönemi nedeniyle hassas yapılı, kırılgan, alıngan, öfkeli, şüpheli, sorgulayıcı ve kolay güvenmeyen yapıda olabilmektedirler. Onların bu duygusal hassasiyetlikleri göz önünde bulundurulmadan bir terapi sürecine başlanırsa ergenin hayatında ciddi bir hayal kırıklığı oluşturarak ergeni sorunlarına çare bulma konusunda daha çok çaresiz hissetmesine neden olunabilir. Bu durum ise ergeni daha içe dönük veya daha agresif yapabilmektedir.

 Bu nedenle merkezimizde ergenlerle yaptığımız terapi içeriğine ve terapi diline oldukça dikkat edilmektedir. Önceliğimiz ergeni terapiye getiren ve onu ruhsal anlamda zorlayan sorunun kaynağını anlamak ve onu anladığımızı ona doğru bir dille yansıtabilmektir. Ancak doğru şekilde anlaşıldığını hisseden ergen iç dünyasını açmaya ve sorununa çözüm bulmaya karşı istekli olmaya başlar. Bu süreçte ergenlerin ebeveynleriyle yapılan görüşmelerde ise ergenin sorunlarının çözümüne yardımcı olmak için ebeveynin üstüne düşen roller ve davranışlar da konuşulur. Böylece ergenin sadece terapi aldığı sürece değil,  terapiler sonlandıktan sonra da hem kendi başınayken hem de ailesiyle beraberken kendini iyi hissedebilmesi amaçlanır. Bu amaca ulaşıldığında ise ergen kendi yaşamında yalnız olmadığını ve sadece onun için doğru insanların onunla sağlıklı ilişkiler kurabileceğine dair bir izlenim edinmiş olur. Bu izlenim ise ergenin zihninde genellenerek ileride bir yetişkin olduğunda kendisinin de sağlıklı ilişkiler kurmasını kolaylaştırır.