iş dünyası pandemiden nasıl etkilendi

İş Dünyası Pandemiden Nasıl Etkilendi?

Ya COVID’in Adı İş Dünyası İçin; “ CİHANDAKİ OLANAKLARI VE İNSANI DÜŞÜN! (COVİD)”  çağrısının baş harflerinden oluşan bir kısaltma olsaydı peki o zaman ne olacaktı?

Neredeyse tam 1 senedir pandeminin işimizi, gücümüzü, hayatımızı, psikolojimizi, hayallerimizi, ülke ekonomimizi ve kendi bütçemizi nasıl olumsuz etkilediği ile ilgili haberleri okuduk ve konuştuk. Okuyup bunlar üzerine konuştukça da yeri geldi üzüldük, yeri geldi karamsarlaştık, yeri geldi panikledik. Ama gelin bugün iş dünyası pandemiden nasıl etkilendi konusuna başka bir açıdan bakalım. 

Mart 2020 yılından itibaren ülkemiz tarihin tozlu sayfaları arasında bıraktığını sandığı küresel bir salgınla karşı karşıya kaldı. Bu yeni durum da toplum psikolojisinde tehdit algısını en yüksek derece üzerinden tetikledi. Tehdit algısı, insan psikolojisinde kendini güvende hissetme güdüsüne doğrudan saldıran bir durum olduğu için insanlar her gün işinde yaptığı otomatikleşmiş düşüncelerle rahat kararlar alamaz duruma geldi. 

Böyle olunca tüm insanlık “Şimdi ne yapacağız?” sorusuna cevap aradı. 

İnsanın kendini tehdit altında hissettiği durumlarda yapması gereken en sağlıklı şey strateji belirlemek ve soğukkanlı kalmasını sağlamaktır. Ama gözünün görmediği bir virüsün hayatınıza girip sizi hastalandırma, hatta öldürme, sevdiklerinizin ve çalışanlarınızın sağlıklarını tehdit etme, iş hayatına yaptığı darbe ile iş yerinizin küçülmesi, kapanması ya da çalışıyorsanız açığa alınmanız, tüm bunlar sonucunda çeklerinizi, kredi kartlarınızı, taksitlerinizi, borçlarınızı ödeyememe gibi bir sürü alanda sizi tehdit ettiğini düşündüğünüzde “Soğukkanlı Kalmak” kolay mıdır? 

Elbette hiç kolay değildir! Ancak durumu umutsuzluğa dönüştürmek yerine dünyada acil durumlar için uygulanan strateji adımlarına yüzümüzü dönmek pandemi süresi boyunca iş dünyası için şart olmuştur. Pandemi gibi büyük değişim-tehdit ve dönüşüm gerektiren durumlar karşısında tüm dünyada genel geçer olan ilk strateji adımı önce “DUR”mak, sonra “DÜŞÜNMEK” ve en son aşamada ise düşündüğünü “YAPMAK”tır. Bu nedenle dünyada, ilk strateji adımı olan durmanın değişik şekilde çağrıları yapılmıştır. Bu çağrı ülkemizde “Evde kal!” çağrısı şeklinde olmuştur.

Ama “Evde kal” denildiğinde “Durmak” anlamına gelen bu çağrının iş dünyasının kritelerine ters düşmesiyle çalışanların kafaları daha çok karışmıştır. Bu karışıklığa neden olan şey ise iş dünyasında durmanın mümkün olmamasıdır!! 

Neden mi?

Çünkü iş dünyası için durmak demek vakit kaybı demektir. Vakit kaybı ise nakit kaybı demektir. Nakit kaybı ise iş yerinizin küçülmesi ya da kapanması demektir. İşte bu yüzden pandemide atılacak daha ilk acil durum adımının çalışan dünyasını daha da panikleten ve kaosa sürükleyen başka bir problemi ortaya çıkmıştır.

İş dünyası sürekli almak ve vermek dengesi üzerine kurulmuş çok hassas bir terazidir. Bu terazinin ayarları ile ince hesaplar yapmadan oynamak çalışanı ve iş yeri sahibini büyük bir kaosa sürüklemektedir. Bu nedenle pandemi olana kadar insanoğlu iş dünyasının bu hassas dengesini kurmak ve her gün karşısına çıkan giderlerini ödemek için kendisine müşteri kazanma, iş görüşmeleri yapma, satış yapma, karşındakini ikna etme, anlaşma yapma ve kar elde etme gibi daha bir sürü hedef belirlemiştir. Yani kısaca pandemi öncesinde bir çalışanın iş dünyasında kalması için bu hedeflere canlı canlı ulaşması gerekmiştir.

Pandemi Etkisi Gündelik Yaşantımızı ve Sosyal Yaşantımızı Büyük Ölçüde Etkiledi

Pandemi öncesinde canlı canlı bu hedeflere ulaşmak ve aksiyon almak için ise yüz yüze konuşmak, müşterini karşılarken ya da uğurlarken el sıkışmak, yakın olmak, toplantı yapmak, ziyaret etmek ve insanın insanı çağırdığı bir dünyanın içinde kalmak gerekmekteydi. Elbette pandemiye kadar iş dünyasının içinde kalmak ve hedeflere ulaşmak için bu kadar koşuşturma yaşamak da beraberinde farklı kaygıları getirdiği için aslında hiçbir şey pandemiden önce de kolay değildi. Ama tüm çalışma kollarında bu iş dünyasının zorluklarına alışılmıştı. İş dünyası pandemiden nasıl etkilendi cevabına gelecek olursak; çalışanlar ya da işletme sahipleri bu dönemdeki zorlukları yaşadıkça kaygı-telaş-kazanma içerisinde koşuşturmalarına rağmen iş dünyasının içerisinde güçlü bir kol olarak var olduklarına ikna olmaktaydı.

Gel gelelim pandemi başladığında ise iş dünyasında çok güvenilen bu güçlü kolun tek başına o kadar da güçlü olmadığı ortaya çıktı. Çünkü insan insana çalışmanın olmazsa olmazlarından vazgeçmek zorunda kalındı. Müşterilerin eli sıkılamadı, maskeler takıldığı için güler yüzlü karşılama ve uğurlamalar çok kolay olmadı, müşteri ziyaretlerinin, masa toplantılarının yapılması riskli olurken, şehirler arası ve uluslar arası yapılan iş görüşmeleri ile organizasyonlar da iptal oldu.

 Bu nedenle pandemide iş dünyasının bu güçlü sandığımız tek kolu tüm dünya üzerinde olumsuz bir şekilde etkilendi ve iş dünyasının o güçlü kolu 2 ye bölündü. Bu kollardan ilki yüzyıllardır alıştığımız insanın insanla beraber çalışma kolu olarak aynı kalmaya devam ederken, ikinci kolu ise dijital çağın başladığına dair yumruğunu masaya vurarak insanlığın karşısına çıkmış oldu. 

İş dünyasında pandeminin ilk şoku atlatıldıktan sonra “Evde kal!” çağrısının acil durumlarda uygulanan stratejinin ilk basamağı şeklinde algılandığında önce belirli iş kollarında durumun o kadar kötü olmadığına dair farklı umut odaklı çözüm stratejileri ortaya çıkmaya başladı. İş dünyası pandemiden nasıl etkilendi? Bu etkilenme durumu karşısında umutlandırmayı sağlayan öncelikli iş kollarının başında ise bilgisayar, sosyal medya, yazılım, dijital marketing üzerine uzmanlaşmış şirketler ve çalışanlar vardı. 

Aslında pandemide iş dünyasının sorunlarına çözüm olacak şekilde çalışanları umutlandıran bu uzmanların duyurdukları yeni bir çağın başlayabileceği fikri ise kesinlikle bir sürpriz değildi. Çünkü dünya tarihinde çağlar, hiç haberimiz yokken bir sabah uyandığımızda darbe olmuş gibi bir anda karşımıza çıkmamıştı. Bu nedenle dijital çağ da aslında sosyal dünyamızda olduğu kadar iş dünyasında da bağıra bağıra geliyorum diyen bir çağ biçimiydi. Yani önce basit bilgisayarlar ve cep telefonları olarak hayatımıza giren bu çağın ilk belirtileri, zamanla “Tek tuşla, Tek tıkla, Hemen cebinizde, Uzaklar yakın olsun” gibi  sloganlarla iş dünyasında da insan kitlelerini içine almaya başladı ve böylece dijital imkanları kullanarak uzaktan çalışmanın mümkün olduğuna dair köklü örnek modelleri oluşturuldu.  Ancak bir çağın başlayabilmesi için içinde bulunduğumuz çağa daha baskın gelmesi gereken ve o çağın işleyişini durdurması ya da zayıflatması gereken büyük bir durumun ortaya çıkması gerekmekteydi.

Nasıl ki dinazorların yaşadığı çağda o çağın işleyişini durduran büyük bir gök taşının dünyaya çarpmasıyla başlayan bir buzul çağı varsa işte tanınmamış yeni bir virüsün yarattığı küresel bir salgınla henüz tarih sayfalarında belki resmi olarak yazmasa da hepimizin artık kabul ettiği dijital bir çağ kolu karşımızdaydı. Böylece pandemi süresi boyunca iş dünyasında alışılagelmiş insan insana karşılıklı çalışma kolu gücünü yarıya indirip gücün diğer yarısını ise dijital ortamda çalışma koluna bıraktı. Örneğin, sağlık sektöründe doktor görevi olan hasta muayenesini insan insana çalışma kolu üzerinden yürütürken, rapor yazma, ilaç yazma, tahlil sonuçlarını gönderme, hastanın doktoruna soru-cevaplarını mail, whatsapp görüntülü görüşme gibi dijital ortam üzerinden yürütecek şekilde iş dünyasındaki diğer dijital kolun gücünü kullanarak pandemiye rağmen işine devam edebildi.

Eğitim, ticaret, şehirler arası ya da uluslar arası çalışan şirketlerin bulunduğu sektörler de bir kolunu insan insana çalışma ortamı olarak devam ettirirken, bu koldaki gücün yetmediği yerde dijital ortamı sağlayan diğer kol devreye girdi. Böylece iş dünyasında iki kol üzerinden sistematik bir şekilde çalışmaya başlayan işletmelerin pandemiye rağmen ekonomik ve stratejik anlamda tekrardan güçlendikleri görüldü. Tekrardan güçlenen bu işletmelerde aslında dünyadaki her işletme gibi Covid kelimesini bir tehdit olarak görüp önce duran işletmelerdi. Ancak bu işletmelerin durduğu yerden hangi noktaya baktıkları iş dünyasında ne yapacaklarının kaderini belirlemede önemli rol oynadı.

Covidi kelime olarak “Cihandaki olanakları ve bu olanakların insana nasıl uyarlanacağını düşünmenin” kısaltması gibi olumlu taraftan anlayan çalışanlar strateji ile pandeminin üstesinden gelebilecek şekilde insan insana çalışmanın yanında dijital ortam üzerinden de işini devam ettirmenin 2 kollu gücüne erişmek için adım attı. Ancak Covid kelimesine sadece virüs olarak bakan çalışanlar ise virüs karşısında zayıflamış tek iş kolu olan yine insan insana çalışma alışkanlığından vazgeçmedi ve pandemi şartları nedeniyle zayıflayan bu kolunu güçlendiremediği için işletmelerinin küçülmesi hatta kapanması kaderinden kurtulamadı. 

İşte bu nedenle herkesi bu pandemide “Cihandaki Olanakları ve İnsanı Düşün” çağrısıyla harekete geçirmek ve Covid kelimesini iş dünyasında yeni çözümlerin sembolü haline getirmek biz uzmanlar içinde önemli bir görev haline geldi.

 Öyleyse Herkesin İşinin Her Daim Rast Gitmesi Dileğiyle

Hayırlı işler hepinize ☺…

Uzman Klinik Psikolog   Burcu Yarapsanlı ZAYİM

Bu yazımızda iş dünyası pandemiden nasıl etkilendi konusuna değindik. Diğer yazılarımıza da göz atın..