Patolojik İnatlaşma: Karşıt Olma/Karşıt Gelme Bozukluğu

Patolojik İnatlaşma: Karşıt Olma/Karşıt Gelme Bozukluğu

“Çocuğum devamlı benimle inatlaşma halinde, her şeye çok büyük tepkiler veriyor, hep çok öfkeli, her şeye alınıyor, ondan ne istersem reddediyor ve her söylediğime hayır diyor. Bu davranışları okulda da devam ettiği için sınıfın düzenini bozuyor. Sürekli öğretmenlerinden kurallara uymadığına dair şikayetler alıyorum, öğretmenleriyle de inatlaşıyor, kimsenin sözünü dinlemiyor. Arkadaşlarıyla iletişimi çok bozuk. Kendisi hatalı olmasına rağmen her zaman suçu başkalarına atıyor. Böyle yapmaması için konuşuyorum, anlatıyorum, anlamıyor. Çocuğumun bu durumuna çok üzülüyorum ve ne yapmam gerektiğini bilmiyorum.”

Eğer siz de çocuğunuzda uzun zamandır bu tarz davranışlar gözlemliyorsanız çocuğunuzda karşıt olma/karşıt gelme bozukluğu olabilir.

Karşıt Olma/Karşıt Gelme Bozukluğu Nedir?

Çocuk ve ergenlerin en az 6 ay boyunca sürekli ailelerine ya da genel olarak otoriteye karşı gelme, kurallara uymak istememe, uyumsuz davranışlar gösterme, söz dinlememe, düşmanca tavırlar sergileme şeklinde sosyal uyumu bozan ve ilişkilerini sağlıklı şekilde sürdürmelerini zorlaştıran davranış bozukluklarına karşıt olma/karşıt gelme bozukluğu denir. Karşıt olma/ karşıt gelme bozukluğu en sık 6-8 yaşları arasında görülür.

Birçok çocuk, gelişiminin belli dönemlerinde karşı gelme davranışları gösterebilir ve bu durum belli bir düzeye kadar normal sayılabilir. Ancak karşıt gelme bozukluğu olan çocuklarda karşı gelme belirtileri uzun sürelidir ve daha ciddi boyutlara ulaşarak çocuğun kendisine ya da çevresine zarar vermesine neden olabilir.

Karşıt Olma/Karşıt Gelme Bozukluğu Semptomları Nelerdir?

Karşıt olma/karşıt gelme bozukluğu olan çocuklar ailelerinin ve okulun kurallarına uymazlar, kolay ağlarlar, çoğu zaman öfkeli bir tavır içerisinde olurlar ve kendi yaptığı hatalardan dolayı her zaman başkalarını suçlarlar. Bu bozukluğa sahip olan çocuklar alıngan yapılıdırlar ve çabuk içerlerler. Ayrıca bu çocuklar kendilerinden istenileni yapmamak için direnirler, başkalarını isteyerek kızdırırlar, tartışmacı tavırlarda bulunurlar, insanlara kin güderler ve intikam alma davranışları gösterebilirler. Bu bulgular çocuğun okul ve aile yaşamını ciddi anlamda olumsuz etkiler.

Karşıt Olma/Karşıt Gelme Bozukluğunun Oluş Nedenleri Nelerdir?

Karşıt olma/karşıt gelme bozukluğunun oluş nedenleri günümüzde gelişimsel, genetik, çevresel ve biyolojik nedenlerle açıklanmaktadır.

Özellikle hamilelik döneminde ve doğum sonrasında anne-bebek arasında sağlıklı bağlanma kurulamaması sonucunda bebekte sevilmeme, kabul görmeme, değerli hissetmeme gibi olumsuz hisler gelişebilir. Gelişen bu olumsuz hislerle büyüyen bebeğin ileriki yaşlarda karşıt olma/karşıt gelme bozukluğu gösterme ihtimali artmaktadır.

Karşıt gelme bozukluğu ailesinde olumsuz yaşantılar geçmişi olan çocuklarda da sıklıkla görülebilir. Erken çocukluk döneminden itibaren sürekli anne-baba tartışmalarına şahit olmak, tacize uğramış olmak, şiddete maruz kalmak gibi durumlar ileriki dönemde çocuğun karşıt olma/karşıt gelme bozukluğu geliştirmesine zemin hazırlayabilen olumsuz yaşantılardandır.

Çocuklarda Karşıt Olma/Karşıt Gelme Bozukluğunun Gelişmesinde Ebeveyn Tutumlarının Etkisi

Sağlıksız ebeveyn tutumları çocuklarda karşıt olma/karşıt gelme bozukluğu geliştirmesine neden olabilir. Bu konuyla ilgili özellikle ele alınması gereken iki hatalı ebeveyn tutumu vardır. Bunlardan biri baskıcı anne-baba tutumu, diğeri ise aşırı izin verici anne-baba tutumudur. Baskıcı anne-baba tutumuyla büyüyen çocuklar ebeveynleri tarafından katı kurallarla çok fazla sınırlandırılmaya, yok sayılmaya ya da reddedilmeye maruz kalabilmektedirler. Aşırı izin verici tutumlar gösteren anne-babalar ise çocuklarının sürekli her dediğini yapan, çocuklarına sınır ve kural koymayan ebeveyn tutumları gösterirler.

Çocuğun duygusal ve gelişimsel ihtiyaçları gözetilmeksizin ebeveynler tarafından çocuğa kontrolsüzce konulan katı kurallar çocuğun içindeki öfke duygusunun artmasına ve çocuğa aşırı izin verici yaklaşımlar da çocuğun ben merkezci narsist davranışlar geliştirmesine neden olarak çocukta karşıt olma/karşıt gelme davranışlarının ortaya çıkmasında büyük rol oynamaktadır. Baskıcı, müdahaleci tutumlarla büyütülmüş çocuklar o güne kadar bastırılmış olan her duyguyu açığa çıkarmaya yönelik davranırlar. Bunun sonucunda bu çocuklar ‘‘Bundan sonra benim dediğim gibi olacak, sizi dinlemiyorum, duymuyorum.” anlamına gelen tepkiler vererek ebeveynlerine karşı isyan bayrağını kaldırmış gözükürler.

Diğer taraftan ebeveynlerinden fazlasıyla izin verici tutumlar gören çocuklar da şöyle bir biliş sergileyebilirler: “Her zaman benim dediğim olmalı! Bu yüzden ben, istemediğim hiçbir duruma tahammül edemem. İstediğim hemen yerine getirilecek.” Bunun nedeni ise o güne kadar izin verici ebeveyn tutumlarıyla büyüyen çocukların her dediklerinin yerine getirilmiş olmasıdır. Bu durumda irade, sabır, hazzı öteleme gibi çocuğu geliştirebilecek, çocuğun kendi sınırlarını öğrenebileceği duygular gelişememiş, ne yazık ki eksik bırakılmış olur. Bunun sonucunda çocuk istemediği en ufak bir şeyle karşılaştığında hemen karşı gelmeye başlar ve isteğinin karşısındaki kişi tarafından hemen yerine getirilmesini bekler.

Karşıt gelme bozukluğunun gelişmesine sebebiyet veren bir başka tetikleyici ise babanın çocuk üzerindeki otoritesizliğidir. Aile içerisinde anne ve babanın rolleri birbiriyle karışmaya başlarsa, yani baba çocuğuna karşı göstermesi gereken yapı sınırlarını koruyamaz, fazlasıyla yumuşak davranır ve otorite kuramazsa bu sefer ister istemez anne, babanın rolünü de üstlenmeye başlayabilir. Bu durumda hem anne hem baba rollerini üstlenen anne, rol karmaşasından dolayı çocuğuna karşı tutarsız davranışlar gösterebilir ve bunun sonucunda ise çocuk anneyi otorite olarak saymamaya başlayabilir. Aile içerisinde yaşanan bu rol karmaşaları nedeniyle otoritenin sağlanamaması ve çocuğa tutarlı sınırlar çizilememesi yüzünden çocuğun psiko-sosyal ve duygusal gelişiminde aksamalar oluşur. Bu aksamalar ise çocuğun davranışlarına karşıt olma/karşıt gelme bozukluğu olarak yansıyabilir.

Karşıt Olma/Karşıt Gelme Davranışlarının Normal Çocukluk Özelliklerinden Farkı Nedir?

Çocuklarda görülen karşıt olma/karşıt gelme davranışları, çocuğun gelişim evrelerinden biri olan özerklik dönemindeki karşıt gelme davranışlarından ayrı değerlendirilmelidir. Örneğin iki-üç yaş dönemi içerisindeki çocuklar gelişim dönemlerine bağlı olarak inatlaşabilirler, güç savaşına girebilirler, kendi dediğinin olmasını isteyebilirler. Aslında çocuğun gelişiminin bir parçası olan bu davranışlar çocuğu geliştirir, özgüvenini oluşturur ve onu birey yapar. Ama karşıt olma/karşıt gelme bozukluğunda bu durum daha farklıdır. Çocuk yedi-sekiz yaşlarına gelmiş olmasına rağmen sanki iki yaşındaki bir çocuğun geliştirmeye çalıştığı özerklik için yaptığı davranışları gösteriyorsa işte o zaman bu durum karşıt olma/karşıt gelme bozukluğunun habercisi olabilir.

Karşıt Olma/Karşıt Gelme Bozukluğuna En Sık Eşlik Eden Bozukluk Nedir?

Bir çocuk karşıt olma/karşıt gelme bozukluğu belirtileri gösteriyorsa o çocukta dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) belirtilerinin de görülme ihtimali yüksek olabilir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda kendilerini durduramama, dürtülerini kontrol edememe, daha çok duygularıyla hareket etme gibi davranışlar gözlenmektedir. Bu durumda çocuklarda gözlenen inatlaşma, sınırsızlık, karşı gelme davranışları karşıt olma/karşıt gelme bozukluğu gibi görülse de bazen de altında dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun yatabileceği unutulmamalıdır.

Karşıt Olma/ Karşıt Gelme Bozukluğu ile Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Olan Bir Çocuğun Yaşadıkları:

Ahmet 9 yaşında ilkokula giden ve küçüklüğünden beri hareketli olan bir erkek çocuğudur. Ahmet’in dikkatsiz davranışları, ders başarısındaki dalgalanmaları ve bir türlü kurallara uymak istememesi gibi durumları ailesinin bir sorun olduğunu fark etmesini sağlamıştır. Okulda ve evde yaşanan sorunlar Ahmet’in aşırı hareketliliğiyle sınırlı değildir. Annesi Ahmet’e iyi ya da kötü ne söylerse söylesin Ahmet’in cevabı her zaman hayır olmaktadır. Bu durum okulunda da aynı şekilde devam etmiştir. Ahmet’in arkadaşlarıyla oynarken kurallara tam uymaması, oyunda sırasını bekleyememesi, yenilgiyi hiçbir zaman kabul etmemesi ve yaptığı hatalardan dolayı hep başkalarını suçlaması arkadaşlarının da olumsuz şekilde tepkisini çekmektedir. Bu nedenle arkadaşları ona ‘‘gıcık’’ lakabını takmışlardır.

Ahmet bazen öğretmenlerinin sözünü de dinlemiyor hatta onlara bile karşı geldiği oluyordur. Annesi ve öğretmenleri Ahmet’in derslerdeki başarısının davranışlarına göre değiştiğini belirtmişlerdir. Annesi Ahmet’i anlatırken şunu söylemektedir: “Ahmet, bazen bize kızıp okuldaki sınavları bilerek yapmıyor, bazen de keyfi gelip sınavdan 100 alıyor.” Ahmet’in hareketliliği dışında bir şey daha dikkat çekiyordu o da Ahmet’in sürekli şikâyet etmesiydi. Ona göre arkadaşları onu kıskanıyor, öğretmenler arkadaşlarını kayırıyor, anne-babası ise onu yerli yersiz azarlıyordur. Bu davranışlardan da anlaşıldığı üzere Ahmet de hem karşıt olma/ karşıt gelme bozukluğu hem de dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu vardır.

Neden Psikoterapi Desteği Almalısınız?

Mutlu Yaşam Ailesi içinde yer alan psikologlarımız, karşıt olma/karşıt gelme bozukluğu olan çocukların terapi süreçlerinde öncelikle bu bozukluğun tam olarak ne olduğu ve çocukta bu bozukluğu tetikleyebilecek hatalı ebeveyn tutumlarının neler olduğu hakkında ebeveynlere de psiko-eğitim vermeyi önemsemektedirler. Çünkü bu süreçte ebeveynlerin hatalı tutumlarını değiştirmeleri çocuğun davranışlarında da değişime yol açacağından bu durum terapi süreci içerisinde çocuğun davranışlarının yeniden yapılandırılmasında önemli rol oynamaktadır.

Ailelerle çalışırken ele alınan diğer önemli konular ise; aile içinde çocuğu olumsuz etkileyen ilişki biçimlerinin fark edilip onarılmaya çalışılması, çocuğun olumsuz davranışlar göstererek istediğini elde etmesine engel olunması, çocuğun olumlu davranışlarının pekiştirilmesinin olumsuz davranışlarının da sönümlenmesinin sağlanması, çocuğun anne-babasıyla olan ilişkisinin gözden geçirilmesi, çocukla olumlu ve onu anlamaya yönelik sağlıklı bir ilişkinin inşa edilmesi, ev içi kuralların yeniden düzenlenmesi ve sağlıklı sınırların konulması yönündedir.

Ayrıca karşıt olma/karşıt gelme bozukluğu olan çocuklar ciddi anlamda öfke kontrol problemi de yaşayabilirler. Bu nedenle bazen psikoterapi sürecindeki öncelikli çalışmalar çocukların öfkesini kontrol edebilmeye yönelik olabilir. Sonrasındaysa bu çocuklara sorun çözme becerisini kazandırmak üzere bilişsel davranışçı terapi kapsamında davranışı yeniden yapılandırıcı bazı programlar uygulanabilir. Bu terapi süreci sonunda ise çocuğun olumsuz davranışlarında azalma görülmesi amaçlanır.

Mutlu Yaşam ekibi bünyesindeki psikologlarımızdan birçok konuda ister online terapi seanslarına isterseniz de yüz yüze seans alarak terapi sürecinize başlayabilirsiniz. Çocuk psikoloğu için online terapi seansları alabilirsiniz.

Sağlıklı ve mutlu bir yaşam dileriz.

Önceki yazımıza https://www.mutluyasam.com.tr/ozguvenli-cocuk-yetistirmek/ linkinden ulaşabilirsiniz.