yeme bozuklukları

Yeme Bozuklukları

Yeme bozukluğu, yetersiz veya aşırı beslenme nedeniyle meydana gelen psikolojik bir rahatsızlıktır. Daha çok genç kadınlarda görülen bu rahatsızlık, genellikle ergenlik döneminde meydana gelir. Kişinin beden algısında, yeme alışkanlığında ve kilosunu kontrol altında tutmaya yönelik davranışlarında belirgin bir sorunun görülebildiği yeme bozuklukları, dikkate alınmadığı takdirde hayati tehlikeye neden olabilir. 

Yeme bozuklukları, farklı şekillerde görülebilir. Bozukluğun türüne göre, yapılan müdahaleler de değişmektedir. 

Yeme Bozuklukları Türleri Nelerdir?

Yeme bozuklukları; anoreksiya nervoza, bulimia nervoza ve atipik yeme bozukluğu olarak üçe ayrılır.

  • Anoreksiya Nervoza

      Kişi kendisini aç bırakarak, kusarak, müshil kullanarak veya sık sık egzersiz yaparak aşırı kilo kaybeder. Kilo almaya dair yoğun korku duyan anoreksiya nervoza bozukluğuna sahip kişide; bozuk beden algısı (bedenini gerçekçi bir biçimde değerlendirememe), aşırı hareketlilik, yorgunluk, baygınlık hissi, üşüme, soluk beniz, vücutta kıllanma, saç dökülmesi, adet görememe, kabızlık veya ishal, cinsel istekte azalma, baş dönmesi, baş ağrısı ve intihar düşünceleri gibi belirtiler gözlenir. Ayrıca, yememek için çeşitli bahaneler üretme, içe kapanma, yemekle oynama, kalorili besinlerden kaçınma, sık sık tartılma veya hiç tartılmama davranışları da anoreksiya nervoza yaşayan kişilerde gözlenen davranışlar arasındadır.

       Kadınlarda görülme sıklığı erkeklere oranla oldukça yüksek olan bu bozukluk, ruhsal bozukluklar içinde en ölümcül olanıdır. Tedavi sürecine ergenlik döneminde başlanması ve erken teşhis rahatsızlığın gidişatı için büyük önem taşımaktadır. 

  • Bulimia Nervoza

Anoreksiya nervoza rahatsızlığından çok daha sık görülen bulimia nervoza da hayati risk barındıran ciddi bir psikolojik rahatsızlıktır. Bulimia nervoza yaşayan kişiler, anoreksik bireyler gibi zayıf olmayabilirler. Ancak, bulimik kişiler de kontrolsüz beslendikten sonra pişman olup tüm yediklerini vücutlarından atmaya çalışırlar.

Bu kişilerde, en az haftada bir kez yineleyen tıkınırcasına yeme dönemleri görülür. Tıkınırcasına yedikten sonra kişi, suçluluk, utanç veya kilo alma korkusu ile birlikte, kendi kendini kusturma, laksatif ilaçları, idrar söktürücü ilaçları ya da diğer ilaçları yanlış şekilde kullanma, yemek yememe ya da aşırı spor yapma gibi davranışlar sergiler. 

Bulimia nervoza yaşayan kişide; kronikleşmiş kızarık ve yaralı boğaz, boyundaki tükürük bezleri ile çene altındaki bezlerde şişlik, yanaklarda ve yüzde şişlik, diş minelerinde erime, diş çürükleri, mide kapağında bozulma, reflü, bağırsak tahrişi sorunları, böbrek hastalıkları ve sıvı kaybına bağlı sorunlar görülür. 

Bulimikler, anoreksiklerden farklı olarak daha sosyal ve dışa dönük bir kişiliğe sahiptir. Bulimikler, kusma ataklarını kimse yokken yaşadıkları ve kiloları dışarıdan normal görüldüğü için, rahatsızlıklarının çevreleri tarafından fark edilmesi anoreksiklere göre daha zordur. Ayrıca, anoreksiklerde olduğu gibi bulimiklerin de öz değerleri ile kiloları ters orantılıdır. Kilo arttıkça öz-değer azalır, kilo azaldıkça öz-değerde artış görülür.

  • Atipik Yeme Bozukluğu

Bulimia nervoza ve anoreksiya nervoza rahatsızlığı dışında kalan yeme bozukluklarının tümünü içerir. Bu tip yeme bozukluğunun en bilinen türleri; tıkınırcasına yeme bozukluğu ve gece yeme bozukluğudur. Ortoreksiya nervoza, pika sendromu ve ruminasyon bozukluğu da daha nadir olarak karşımıza çıkan yeme bozuklukları arasındadır.

  • Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu:

Tıkınırcasına yeme bozukluğuna sahip kişiler, sıklıkla yeme atakları geçirir ve isminden de anlaşılacağı üzere tıkınırcasına yeme davranışı sergilerler. Fakat bulimiadan farklı olarak bu bozukluğa sahip kişiler, yediklerinden kurtulmaya çalışma eyleminde bulunmazlar. Kişi, belirli bir zaman diliminde (örneğin iki saat içinde) ve belirli koşullarda çoğu kişinin tüketebileceğinden çok daha fazla miktarda yiyecek tüketir ve kontrol kaybı hissi (kişinin yemek yemeyi durduramadığı duygusu vb.) yaşar.

  • Gece Yeme Bozukluğu:

Gece yeme bozukluğu yaşayan kişiler, gün içinde aldığı kalorinin yarısı kadar bir kısmını akşam yemeği ve sonrasında alırlar. Sabahları geç yemek yerler ve akşam yemeğinden sonra yatmadan önce muhakkak bir şeyler atıştırırlar. Bozukluğun teşhis edilmesi için, durumun en az 3 ay sürmesi gerekir. 

  • Ortoreksiya Nervoza: 

Sağlıklı beslenme takıntısıdır. Bu kişiler, yedikleri her besinin sağlıklı olması için gün boyunca her öğünde ne yiyeceğini düşünerek zamanlarının büyük bir bölümünü harcarlar. Buna rağmen bu kişilerin amaçları genelde kilo vermek değildir. Bu durum sağlıklı olmaya karşı saplantılı bir tavır sergilemelerinden kaynaklanır. Atipik yeme bozukluğu içerisinde yer alır.

  • Pika Sendromu:  

Ez az bir ay süreyle besin değeri olmayan, besin olarak kabul edilmeyen toprak, kağıt, kömür, kireç, duvar boyası, tebeşir, saç, kil vb. yenmeyecek şeylerin yenmesine yönelik bir bozukluktur. Yetersiz beslenme, demir eksikliği anemisi ve hamilelik süreci pika sendromu yaşanmasına neden olabilir. Pika sendromu, atipik yeme bozukluğu içerisinde yer alır. 

  • Ruminasyon Bozukluğu (Geri çıkarma bozukluğu): 

Belirli ölçüde sindirilmiş yiyeceğin öğürerek tekrar ağza getirilmesi, ağza getirildikten sonra çiğnenerek tekrar yutulması ya da yutulmadan tükürülmesi gibi daha seyrek görülen yeme bozuklukları da atipik yeme bozukluğu türlerindendir.

Yeme Bozuklukları Neden Olur?

Yeme bozukluklarının meydana gelmesinde; genetik, biyolojik, ailesel, sosyokültürel faktörlerin ve olumsuz yaşam olaylarının etkili olduğu bilinmektedir.

Bulimia nervoza, tıkınırcasına yeme bozukluğu, gece yeme bozukluğu gibi yeme bozukluklarında emosyonel (duygusal) yeme davranışı görülür. Kişi, bedeni aç olduğu için değil, öfke, utanç, üzüntü, stres gibi birçok olumsuz duyguyla baş etmek için yemek yer. 

Kişi, geliştirdiği bu sağlıksız baş etme yöntemi ile aç olan ruhunu besleyerek kısa vadede iyi hisseder ancak, uzun vadede hem psikolojik hem de fizyolojik olumsuz etkileriyle karşılaşır.

Yeme Bozukluğundan Nasıl Kurtulabilirim?

Yeme bozukluklarında, tek bir yöntemden çok, birkaç yöntemin bir arada kullanılması sürecin iyi yönetilebilmesi için önemlidir. Süreç genellikle, psikiyatrist, psikolog ve diyetisyen ile birlikte yürütülür. Bazı vakalarda dahiliye uzmanıyla da çalışılabilir. 

Ağır vakalarda (çok fazla ve hızlı kilo kaybı, durdurulamayan kusma atakları, yeme bozukluğu dışında diğer psikiyatrik hastalıkların görülmesi vb.) hastane yatışı gerekebilir. 

Yeme bozukluğu yaşayan kişilerin muhakkak uzman psikolog eşliğinde psikoterapi sürecinden geçmesi gerekir. Psikoeğitim, bilişsel davranışçı terapi, şema terapi, EMDR terapisi ve aile terapisi gibi yöntemlerin yeme bozukluklarında etkili olduğu bilinmektedir.

Neden Psikoterapi Desteği Almalısınız?

Yeme bozukluğu, müdahale edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına, hatta ölüme neden olabilen bir psikolojik rahatsızlıktır. Yeme bozukluğu yaşayan kişinin sağlığına yeniden kavuşması ve hayatını normal bir şekilde devam ettirebilmesi ise doğru müdahalelerde bulunulduğunda kesinlikle mümkündür. Ayrıca, yeme bozukluğuna başka psikolojik rahatsızlıklar da sıklıkla eşlik ettiğinden, uzman psikoloğun hassas bir klinik değerlendirme yaparak, süreci doğru bir şekilde planlaması oldukça önemlidir.

Uzman psikologlar, yeme bozukluğu yaşayan danışanlarına doğru müdahalelerde bulunmak için gerekli yetkinliğe ve deneyime sahiplerdir. Bünyemizdeki uzman psikologlar, danışanların kendilerinin psikoterapi süreciyle ilgili bilgilendirilmesi konusunda oldukça hassaslardır.

Uzmanlar, bilişsel davranışçı terapi yöntemiyle önce yeme bozukluğu yaşayan danışanların kilo alımı ve beden algısı ile ilgili olumsuz inançlarını araştırırlar. Daha sonra olumsuz beden algısını değiştirerek olumlu bir kendilik inancı geliştirmesini ve özgüvende artışın sağlanmasını amaçlamaktadırlar. Ayrıca uzmanlar, danışanlarda yeme bozukluğu ile ilişkili yaşantısal travmaların çözümlenmesinde oldukça etkili olan EMDR terapisinden faydalanarak, travmaların yeniden işlenmesini sağlayabilirler. Böylece terapiden olumlu cevap alma süreci de hızlanabilir. 

Uzmanlar, gerek gördüklerinde ve danışan da istiyor ise danışanın ailesini de görüşmelere dahil ederek aile terapisi ile de bu süreci destekleyebilir. Bunlara ek olarak, danışanın terapide elde ettiği kazanımları günlük hayatında da devam ettirebilmesi için uzmanlar, danışanların sağlıksız baş etme becerilerinin yerine işlevsel baş etme becerileri geliştirmesine yardımcı olurlar. Böylece danışanın özgüveni gelişerek duyguların ifade edilebilmesi de kolaylaşır. Danışan, psikoterapi sürecini sonlandırmaya hazır olduğunda uzman tarafından bir bitirme seansı planlanarak, danışanın sürece başladığı ilk günden şu ana kadarki kazanımları gözden geçirilir, danışana kapsamlı geribildirim verilerek psikoterapi süreci sonlandırılır.

Yukarıda bahsedilenler size de tanıdık geliyorsa, sağlığınıza kavuşabilmeniz için size eşlik edeceğimiz psikoterapi seanslarına başvurmak üzere bir psikolog ile irtibata geçebilir, uzman psikologlardan destek alabilirsiniz.

“Sağlıklı bir yaşam, MUTLU YAŞAM’dan geçer…”

Sevgilerimizle…

Bir önceki yazımıza https://www.mutluyasam.com.tr/yetiskin-olmak-ne-demek/ linkinden ulaşabilirsiniz.