Çocuklar İçin Psikolog

Çocuklar için psikolojik danışmanlık almanın altın değerindeki önemi

Çocuk, dünyanın merkezinde duran çekirdek gibidir. Nasıl ki dünyanın çekirdeği dünyanın tüm taşını, toprağını, denizini hatta havasının oluşumunu bile etkilerken çocuk da bu dünya da geçireceği ergen, yetişkin, ebeveyn olma halleri ile aslında küçük gibi görünse de tüm toplumu etkileyecek bir kelebeğin kanat çırpışı etkisine sahiptir. 

Bu nedenle bir çocuğun sağlıklı bir psiko-sosyal gelişime sahip olması çok önemlidir.

çocuk psikologu terapisti

Çocukluğun hangi evresinde psikolojik destek alınmalıdır?

Çocuklar ergenlik dönemine kadar çeşitli çocukluk evrelerinden geçerler. 

Bebeklik Evresi

İlk evre bebeklik evresidir. Bebeklik evresinde çocuğun ay gelişimine uygun olarak gelişim göstermesini takip etmek oldukça önemlidir.  Özellikle bir çocuğun 0-2 yaş dönemini kapsayan bebeklik evresinde göz teması kurması, beden dilini ve mimiklerini uygun şekilde kullanabilmesi, ayına uygun dil gelişimi gösterebilmesi, ayına uygun parmak hareketleri, tutma eylemi gibi ince motor gelişimi ile yine ayına uygun emekleme, yürüme eylemi, denge sağlama gibi kaba motor gelişiminin kesinlikle izlenmesi gerekir. Bu süreçte ebeveynlerin bebekleriyle ilgili bu 4 alanda endişelendikleri bir geri kalma ya da ileri olduğunu düşünme gibi durumları var ise bu durum uzman bir psikolog tarafından gözlemlenmeli ve uygun görülürse gelişim değerlendirme testlerinin de yapılması gerekir. Böylece uzman tarafından yazılmış gözlem raporları ve test sonuçları ile de çocuğun gelişim süreci daha somut ölçümlerle izlenmiş olur.

Erken Çocukluk Evresi

2 yaşın dolmasıyla başlayan erken çocukluk evresinde ise, çocuğun hayatındaki ilk soysal tecrübeler ön plana çıkmaktadır. 6 yaşına kadar süren erken çocukluk evresinde çocuk, yalancı memeyi bırakma, anne sütünü bırakma, bezi bırakma, kreşe başlama, ilk sürdürülebilir arkadaşlık ilişkilerini kurma, sosyal ortamlara uyum sağlama ve bazen de aileye kardeş gelmesiyle erken yaşta abi-abla olma gibi deneyimleri yaşamaktadır. Bu deneyimler çocukların psiko-sosyal açıdan büyüdüklerini gösterirken, bazen de bu büyüme geçişleri çocuk ve ebeveynler için çok kolay olmamaktadır. Özellikle bu geçişlerde yaşanan zorlanmalara  karşı yanlış müdahaleler söz konusu olursa, o zaman çocuklarda sosyal ve davranışsal problemler de ortaya çıkmaktadır. Bu problemlerin arasında en çok,  bağlanma problemleri, kaygı problemleri, altına kaçırma problemleri, çok sık ağlama ve inatlaşma gibi kriz problemleri, aşırı hareketlilik, uyku problemleri, farklı konularda gelişen fobi ve korkular (gece yalnız yatma korkusu, oda da tek kalma korkusu vb.), kardeş kıskançlığı ile yeme problemleri görülmektedir. Bir çocuğun psiko-sosyal gelişimi de aynı fiziksel gelişimi gibi birbirine bağlı periyodlardan oluşmaktadır.  Nasıl bir çocuk yetersiz beslenirse kilo alamaz, kilo alamazsa yeteri kadar boyu uzayamaz, boyu uzayamazsa yaşına uygun bir gelişim gösteremezse işte psiko-sosyal gelişimde birbirine bağlı bir zincir gibidir. Örneğin bezi bırakma döneminde yaşanan bir probleme karşı yanlış bir müdahale söz konusu olursa, çocuk da kaka tutma problemi gelişebilir, kaka tutma kabız olmaya yol açarak çocuğun tuvalete oturma ile ilgili fobi geliştirmesine neden olabilir. Bu fobik durum ise, çocuğu aşırı kaygılı yaparak huzursuzlaştıracağı için gün içinde sürekli ağlayan, inatlaşan uyumsuz bir çocuk haline getirebilir ve tüm bunların sonucunda ebeveyn-çocuk arasındaki ilişki zarar görebilir.  İşte bu yüzden çocukların yaşamında küçük bir sorun gibi görülen hiçbir durum göz ardı edilmemelidir. Çünkü çocukluk döneminde küçük gibi görünen her bir soruna doğru çözüm yolu ile müdahale yapılmadığında bu durum bir sorun zinciri olarak aile hayatının merkezinde yerini almaktadır.

Son Çocukluk Evresi

6 yaştan sonra çocuğun ilkokula başlamasıyla beraber son çocukluk dönemi de başlar ve çocuk bu dönemde daha farklı hayat tecrübeleri deneyimler. Özellikle 6-7 yaş dönemi çocuğun dikkat ve öğrenme alanında herhangi bir problemin olup olmadığına dair en sağlıklı bilgiyi veren yaş dönemidir. Örneğin, şimdiye kadar çocuğun küçük olmasından dolayı dikkatinin az ve hareketli olduğu düşünülüyorsa bu sürecin ilkokul çağına geldiğinde daha dengelenmesi ve çocuğun otorite karşısında daha uyumlanma göstermesi beklenmektedir. Ama çocuk ilkokul dönemine gelmesine rağmen derslere adapte olamıyor, çabuk sıkılıyor, yavaş öğreniyor, sürekli yanlış yapıyor ya da dikkat etmediğinden ötürü unutuyor ise o zaman bu dönemde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ile öğrenme güçlüğü problemlerinin taranması gerekir. Bu problemlerden başka çocuklarda yaygın kaygı problemleri, arkadaşlık problemleri, tırnak yeme, kaygıya bağlı olarak gelişen saç-kaş –kıl koparma gibi problemler, aile hayatında boşanma, ölüm, kayıp, taşınma gibi radikal değişikliklere bağlı gelişen çocukluk depresyonu ve adaptasyon problemleri de en sık görülen problemler arasında yerini almaktadır.

Çocuklar için psikolojik danışmanlık almaya ne zaman karar vermeliyiz?

Bir uzman olarak tecrübelerimden yola çıkıp bu soruyu cevaplayacak olursam, özellikle ebeveynlerin çocuklar ile destek alma konusunda çoğu zaman geç kaldıklarını söyleyebilirim. Bu geç kalmışlığa bir tür zamanlama hatası diyebiliriz. Çünkü çocuklar ne kadar küçük olurlarsa ebeveynler tarafından onların yaşamlarındaki problemlerin de o kadar küçük olacağına inanılarak, bu problemlerin büyüdükçe geçeceği de umut edilmektedir. Ancak bazen tablo bu kadar iyimser gitmeyebilir. Bu nedenle küçük bir sorunun büyük bir sorun zincirine dönüşmeden hemen destek almaya başlanması çok önemlidir.

Çocuklarımız için neden Mutlu Yaşam Psikoloji'den destek almalısınız?

Çocukların yaşamlarında gelişen problemlere karşı hangi gözlem metodunun ve terapi türünün kullanılacağı bilimsel yöntemler içerisinde bellidir. Yani bir çok psikolog çocuğun problemi karşısında hangi oyun terapisi çeşidinin uygulanması gerektiğini ya da hangi testin yapılması gerektiğini size söyleyebilir. 

Mutlu Yaşam’a geldiğinizde ise çocukla başlanan terapi süreci sadece çocukla değil, çocuk-ebeveyn ve varsa çocuğun öğretmeni ile iş birliği içine girilerek bu süreci çok yönlü gözlemlemeye, değerlendirmeye ve takip etmeye yönelik çalışma planı geliştirilir. Eğer bu süreç çocuğun gelişiminde rol oynayan herkes ile göğüslenmezse çocuğun sadece  terapi aldığı süre boyunca sorunu hafifler, ama terapiler sonlandırıldıktan kısa bir süre sonra ise sorun tekrar belirmeye başlar. Bu nedenle Mutlu Yaşam’a geldiğinizde merkezimizdeki uzmanla yaptığınız görüşmede uzman “ Bu çocukla 7 gün 24 saat ben yaşasaydım nasıl hissederdim?” diye kendine sorarak ebeveynle empati kurar ve hem ebeveyni hem de çocuğu rahatlatan gözlem ve çözüm önerileri ile çocuk ile ebeveynin hayatında aktif rol almaya çalışır. Tüm bu sürecin sonunda ise çocuğun yaşamındaki problemin ne olduğunu, neden olduğunu, nasıl çözülebileceğini öğrenen ebeveyn de çocuğun terapileri sonlandırıldığında çocukla arasındaki ilişkiyi nasıl güçlendireceğini ve sorun karşısında ne yapacağını bilen yetkinliğe ulaşmış olur.