Hayatın İçinde Dissosiyasyon

Hayatın İçinde Dissosiyasyon

Hayatın içindeki koşuşturma sonrasında ortaya çıkan duygusal yüklere ve zihinsel doluluğa bağlı olarak herkes zaman zaman günlük yaşam içerisinde gerçeklikten kopabilmektedir. Ancak içinde bulunduğumuz anda yaşanan gerçeklikten kopma dediğimiz bu durumda zihnin, geçmiş veya geleceğe dair bir yerlere dalıp gidilebildiği sıklıkla görülür. Aynı zamanda andaki gerçeklikten kopma bazen de hiçbir şey hissedilmeden veya düşünülmeden zihnen dalıp gitme sürecine dayanır.

Zihnen dalıp gidilen süreç içerisinde, kişi içinde bulunduğu anda neler olduğunun farkına varamamaktadır ya da ne olduğunun farkında olsa bile bu farkındalık eksiktir, yani kişinin hafızasında olan an, bir bütün halinde hatırlanamamaktadır. Kişiyi andan koparan bu süreçten ise birinin kişiyi uyarması, ani bir ses olması veya bir beden duyumu gerçekleşmesi sonucunda çıkılır.

Örneğin kitap okurken bazen zihnin farklı bir yerde olması veya donup kalmasıyla aynı cümleleri defalarca okumak gerekir. Bazen ise sürekli gidilen bir yere tekrar giderken yolda nerelerden geçildiğinin an içerisinde farkında olunmayabilir. Bu iki örnekte de yaşanan durum, an içerisindeki algı ve bilinçte meydana gelen kopukluklar olarak açıklanmaktadır.

Bazen de yaşanan anları unutma, tam hatırlayamama gibi geçmiş yaşantılara dair hafıza ve algılarda deformasyonlar oluşabilir. Bu durum günlük yaşam içerisinde meydana gelen zorlanmalara, yorgunluğa, kaygı veren durumlara, uykusuzluk yaşamaya veya kafein tüketimi sonucunda kısa süreli bedene, duygulara, düşüncelere ve içinde bulunulan çevreye karşı yabancılaşma hislerine neden olabilmektedir. Sonuç olarak bahsedilen bu kopuşlar günlük yaşam akışını pek bozmaz ve genelde kısa sürmektedir.

Ancak bahsedilen bu durumlardan farklı olarak bazı andan kopuşlar ise daha uzun süreli ve rahatsız edici olarak yaşanmaktadır. Uzun süreli bu kopuşlar belli duygusal yaşantılarla tetiklenmektedir. Hatta bu durum kişinin yaşantısını oldukça olumsuz biçimde etkileyebilir. Örneğin yaşanan geçmiş yaşam olayları bir anda kişi tarafından hatırlanmayabilir.

Başka bir örnekte ise an içerisinde beden algısı ve duygu deneyimleri hissedilmeyebilir veya bu hisler çok az hissedilir. Yaşanan andan kopuşların ve yaşanan an içerisindeki beden, düşünce, algı, his, hafıza bütünlüğünde bozulmaların ne ve neden olduğunu tam olarak anlayabilmek adına bu kopuşların bilimsel açıklamalarına dair bilgi edinmekte fayda vardır.

Dissosiyasyon (Çözülme) Nedir?

Dissosiyasyon; beden, duygular ve çevreden uzaklaşma veya ayrılma halidir. Dissosiyasyon kelime anlamı olarak da anda kalmanın, şimdi ve burada olmanın zıttıdır. Bu durum aslında pek çok kişinin günlük yaşam içerisinde stresli koşullar ve zorlu duygularla baş ederken kullandığı bir savunma mekanizmasıdır.

Dissosiyatif yaşantılarda normal şartlarda bir bütün olarak tanımlanan bilinç hali, hafıza, kimlik, duygular, duyusal algılar, davranış kontrolünde kopuşlar meydana gelmektedir. Kısacası bir bütün halinde olan bu algılar dissosiyasyon sonucunda bütünlüğü bozulmuş biçimde algılanır.

Her dissosiyasyon bir dissosiyatif bozukluk olarak değerlendirilmez. Normalde günlük yaşamda pek çok insanın karşısına çıkan bilinç hali, hafıza, kimlik, duygular, duyusal algılar, davranış kontrolünde kopuşlar bazı şartlar altında dissosiyatif bozukluklar şeklinde değerlendirilir.

Kısacası dissosiyasyon durumu patolojik olan ve olmayan olarak 2 farklı alt başlık içerisinde değerlendirilmektedir. Bu durumda günlük yaşamda normal olarak kullanılan ve aslında bir baş etme mekanizması olan dissosiyasyon ile dissosiyatif bozukluklar arasında bariz farklar olduğu söylenebilir.

Patolojik Olmayan Dissosiyasyon ve Dissosiyatif Bozukluklar Arasındaki Fark Nedir?

Öncelikle patolojik olmayan dissosiyasyon ile dissosiyatif bozuklukları birbirinden ayıran en temel ve birinci fark bu durumun günlük yaşamı etkileme düzeyidir. Dissosiyatif bozukluklarda kişinin günlük yaşamı içerisinde yoğun zorlanmalar görülmektedir. Aynı zamanda dissosiyatif bozukluğa sahip birey günlük yaşam içerisinde iş, sosyal yaşam ve aile yaşantısını sağlıklı olarak sürdürmekte yoğun biçimde zorlanır.

Dissosiyasyon ile dissosiyatif bozukluklar arasındaki ikinci fark bu durumun yaşanma sıklığına dayanır. Dissosiyasyon durumu kişinin yaşamında daha kısa süreli etkili olurken, dissosiyatif bozukluklar saatler, günler, haftalar, aylar veya yıllarca devam edebilir.

Dissosiyasyonun patolojik olmayan hali ile patolojik olan ve bir bozukluk olarak değerlendirilebilen halindeki farklardan bir diğeri ise bu durumların toplum içerisinde görülme sıklığıdır. Günlük yaşam içerisinde normal olarak görülebilen dissosiyatif belirtiler toplumun %75’inde görülmektedir. Ancak dissosiyatif bozuklukların toplumda görülme oranı %2-3 civarındadır.

Dissosiyatif Bozukluklar

Kişilerde herhangi bir dissosiyatif bozukluktan söz edebilmek için öncelikle oluşan bu davranış değişikliklerinin bedende iç veya dış etkenler aracılığıyla meydana gelmiş herhangi bir organik değişim veya hastalığa dayanmaması gerekir.

Aynı zamanda davranış ve duyum değişimlerinin herhangi bir alkol veya madde alımına bağlı olarak da gerçekleşmemiş olması gerekir. Bu iki faktör dissosiyatif bozukluk tanısı alabilmek adına ön koşul olarak belirlenmiştir.

Disosiyatif bozukluklar dört farklı kategoride ele alınmaktadır. Bunlar:

  • Depersonalizasyon (Kendine Yabancılaşma/Kimlik Çözülmesi) ve Derealizasyon Bozukluğu (Gerçekdışılık/Gerçeklik Çözülmesi)
  • Dissosiyatif Amnezi (Unutkanlık Çözülmesi/Bellek Yitimi) ve Dissosiyatif Füg (Kaçış)
  • Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu (Çoklu Kişilik Bozukluğu-Kimlik Çözülmesi Bozukluğu)

Diğer Dissosiyatif Bozukluklar:

  1. Tanımlanmış Diğer Bir Dissosiyatif Bozukluk
  2. Tanımlanmamış Dissosiyatif Bozukluk

Depersonalizasyon (Kendine Yabancılaşma/Kimlik Çözülmesi)

Depersonalizasyon (Kendine Yabancılaşma/Kimlik Çözülmesi) durumunda kişiler kendilerine yani kendi beden, duyum ve duygularına yabancılaştıklarını hissederler. Bu durumu kendi beden veya zihinlerinden ayrılmış gibi yaşayabilirler.

Kişiler, sanki bedeninden çıkıp yaşanan olaylara dışarıdan bakıyormuş, kendini dışarıdan gözlemliyormuş, düşünce ve duygularından kopmuş, fiziksel hareketlerinde kontrol kaybına uğramış gibi olduklarını söylerler. Kendilerini tanıyamama ve kendilerine yabancılaşmaya dair duygular baskındır.

Derealizasyon Bozukluğu (Gerçekdışılık/Gerçeklik Çözülmesi)

Derealizasyon (Gerçekdışılık/Gerçeklik Çözülmesi) durumunda ise kişi kendine veya kendi bedenine değil de içinde bulunduğu çevreye dair bir yabancılaşma deneyimi yaşar. Sanki içinde bulunulan ortam ve kişiler yabancılaşmış, gerçek değilmiş gibi algılanır. Derealizasyon yaşayan kişiler sanki bir rüyada olduklarını, bir sis perdesi ardından olayları gözlemlediklerini, insanların ve yaşantıların sahte olduğunu düşündüklerini ifade ederler.

Depersonalizasyon ve derealizasyon genellikle birlikte görülür. Kişiler yaşadıkları durumları anlatırken ‘’sanki’’ ve ‘’gibi’’ kelimelerini oldukça sık dile getirirler. Depersonalizasyon ve derealizasyon durumları bir kereye mahsus olarak veya tekrarlayan biçimlerde meydana gelebilmektedir.

Gerçekliği algılamadaki bu bozulma bazen kişiler tarafından sürekli zihinsel olarak takip edilir ve bu duruma dair devamlı akla gelen sorulara yanıt verilir. Bu sorular genellikle ‘’Ben gerçek miyim, bu durum gerçek mi? Ben kimim? Gerçek değilse gerçek nedir?’’ şeklinde oluşur.

Kişinin bu sorulara kendini kaptırması ve sürekli bu sorulara yanıt verme çabasında olması yaşanan durumun verdiği kaygıyı arttırarak kişinin sıkıntıyı sürekli hissetmesine neden olabilmektedir.

Dissosiyatif Amnezi (Unutkanlık Çözülmesi)

Dissosiyatif amnezi, yaşanan önemli olay, kişi ve bilgilerin aniden unutulması durumudur. Unutulan bilgiler basit bir unutkanlıktan ziyade oldukça önemli bilgilerin ve nispeten uzun süreli olayların unutulması şeklinde gözlemlenir. Bu durum unutkanlıktan ziyade bir hafıza kaybı olarak nitelendirilir.

Hafıza kaybı birkaç gün ile birkaç hafta, birkaç ay veya birkaç yıl gibi uzun süreleri kapsar. Yaşanan hafıza kayıpları genellikle stresli olaylar ve travmatik deneyimler sonrasında oluştuğu gibi unutulan olaylar da genellikle bu travmatik olaylardır. Dissosiyatif amnezi yaşayan kişilerin günlük yaşam becerilerinde yani yaşam işlevselliğinde ciddi bozulmalar görülür.

Dissosiyatif Füg (Kaçış)

Dissosiyatif Füg ise, yaşanan amnezi sonrasında gerçekleşir. Dissosiyatif füg yaşayan kişi ani şekilde gelen hafıza kaybı sonucunda yaşadığı yeri, kişileri terk ederek farklı yerlerde ve kişilerle başka bir kimlikle birlikte yeni bir yaşam kurabilir. Bu durumda kişi geçmiş kimliğini ve yaşantılarını hatırlamaz, kendine yeni bir kimlik ve yaşantı oluşturur. Bazen ise kendine farklı bir yaşam seçme, farklı kimlik ve yer belirleme kadar organize olmuş davranışları geliştiremez. Bu yüzden kişi amaçsız biçimde kaçma, koşma benzeri davranışlar gerçekleştirebilir.

Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu (Çoklu Kişilik Bozukluğu/Kimlik Çözülmesi Bozukluğu)

Bu durumu yaşayan kişilerin birden fazla kişiliği ve hafızası vardır. Kişilerin zihninde yarattığı kişiliklerin farklı isimleri, cinsiyetleri, yaşantıları, karakterleri, yaşları olabilir. Genellikle bu kişiliklerin birbirlerinden haberleri yoktur. Her farklı kimliğe geçişte daha önceki kimliklere dair bilgiler unutulur. Kimlikler arası geçiş genelde hızlı ve aniden meydana gelebilir. Bu durum dışarıdan bakıldığında bir kişinin içerisinde birden fazla kişi mevcutmuş gibi bir izlenim yaratır.

Diğer Disosiyatif Bozukluklar

Bu kategoride yer alan disossiyatif bozukluklar ise, depersonalizasyon ve derealizasyon bozukluğu, dissosiyatif amnezi ve dissosiyatif füg, dissosiyatif kimlik bozukluğu tanısını alacak ölçütleri tam olarak sağlamayan ancak kişilerin günlük yaşam kalitesini olumsuz anlamda yoğun biçimde etkileyen ve devam eden dissosiyasyon durumlarını karşılamaktadır.

Dissosiyatif Bozukluk Yaşayan Kişiler Ne Yapmalıdırlar?

Dissosiyatif yaşantılar duyum, algı, duygu ve düşüncelere dair kopuşlar ve dağılmalarla karakterizedir. Kişilerin yaşadıkları bu deneyimler aslında bir nevi anda kalamama veya bir bütün olarak anda var olamama şeklinde tanımlanabilir. Bu sebeple yaşanan bu durumlara dair düzenli olarak yapılacak anda kalma egzersizleri, nefes çalışmaları kişiye fayda sağlayabilir.

Dissosiyasyon ve dissosiyatif bozukluklar beynin otomatik olarak devreye soktuğu bir sistem sonucunda meydana gelmektedir. Yani bu yaşantılar kişinin kontrolü dışında ve istemsiz biçimde devreye girer. Dissosiyastif bozukluklara dair mevcut klinik bulgular da bu kişilerin sıklıkla çocukluk yaşantılarında yoğun travmatik yaşantılara maruz kaldıklarını göstermektedir.

Bu tip yaşantıların varlığı çözümlenmesi gereken durumlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sebeple dissossiyatif yaşantılarda sürecin tam anlamıyla bir bozukluk mu yoksa normal bir yaşantı mı olduğuna karar verebilmek, eğer bozukluksa hangi bozukluk olduğunu tespit etmek, süreçle ilgili doğru bilgiler edinmek, travmaları işleyerek travmatik olayın olumsuz etkilerinden kurtulabilmek, duygu odaklı kalabilmek ve sağlıklı düşünceler ile davranışlar geliştirebilmek adına hem psikiyatri desteği hem de profesyonel bir psikoterapi hizmeti alınması önemlidir.

Eğer siz de bellek, kimlik, bilinç ya algı bütünlüğünde bozulmalar yaşıyorsanız ve bunlara dair yapılan tıbbi kontrollerde herhangi tıbbi bir bulguya rastlanmıyor ancak siz bu durumu çözümlemekte güçlük yaşıyorsanız kurumumuzdaki uzman klinik psikologlardan yüz yüze veya  online psikoterapi  hizmeti alabilirsiniz.

Bu sayede disossiyatif yaşantılarınız klinik olarak uzmanlarımız tarafından değerlendirildikten sonra tek başına psikoterapi desteğinin yetersiz kalacağı düşünülürse ve gerekli görülürse kişi uzman psikoloğumuz tarafından psikiyatri uzmanına da yönlendirilerek beraber yürütülen psikoterapi süreci içerisinde kişiye yardımcı olunmaya çalışılmaktadır.

Önceki yazımıza https://www.mutluyasam.com.tr/sosyal-dislanma-nedir/ linkinden ulaşabilirsiniz.